''Oku Emrinin Muhatablarıyız"

Kuran-ı Kerim => Ayetler => Konuyu başlatan: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:27:20

Başlık: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:27:20
Alıntı yapılan: ases

 

[size=18]İGRA! BİSMİRABİKELLEZİY
HALAG HALAGAL İNSANE MİN ALAG...!
MEALİ ; [ HER ŞEYİ YARATAN
RABBİNİN ADIYLA OKU! O, İNSANI BİR
KAN PIHTISINDAN YARATTI ]


Alak suresi: 1.2.ci ayetler.


ALLAH'ın izni ile ayet leri devam edcek...



 :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:

  8-O  :evil:  8-O  :evil:  8-O  :evil:  8-O  :evil:  8-O  :evil:  8-O  :evil:

[size=24]ALLAH RAZI OLSUN LATİF ABİ..SEN HERGUN YAZ BENDE MEAL VEREYİM HE BEN KURSA GİDİYOM BU KONUDA :)

igra :OKU
bismi rabbikellezi:RABBİNİN ADIYLA
 halag :YARATAN
halagal :YARATTI
insane:İNSANI
 min alag .KAN PIHTISINDAN

 :evil:  :evil:  :evil:[/size]
[/b]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:27:48
Alıntı yapılan: ases
[size=18]Nasibim kardeş sizin yazdığınız ayetin arapcasınınıda ben eklemek istiyorum eğer uygun ğörürsen,
 [ GU ENFÜSEKÜM VE EHLİ KÜM NARA ]
  [ Yakıtı insan ve taş olan CEHENNEM ateşinden,
kendinizi ve ehlinizi koruyun ]
 
Bakara suresi  Ayet :24  [/size] :!:  :evil:  :!:  :evil:  :!:  :evil:  :!:  :evil:  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O

[size=18]LATİF ABİ EGER BAKARA 24 DİYORSAN BURADAN ALMAK LAZIM



Fein lem tefalu ve len tef' alu fettekunnanarelletiy ve kuduhenNasu velhıcareh* u’ıddet lil kafiriyn;

Fein lem tefalu :BUNU YAPAMAZSINIZ
ve len tef' alu:ELBETTE YAPMAYACAKSINIZ
 fettekun:ARTIK SAKININ
nanarelletiy:O ATEŞTEN
 ve kuduhen:TUTUŞTURUCUSU
Nasu :İNSANLAR
velhıcareh*:TAŞLAR
 u’ıddet:HAZIRLANMIŞ
 lil kafiriyn;KAFİRLER İÇİN[/size]
[/b]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:28:19




İNNEMA YAGMURU MESACİDALLAHİ,
MEN AMENE BİLLAHİ VELYEVMİL AHİRİ
VE EGAMÜSSALATE, VE ATEZZEKATE,
VELEM YAGŞA İLALAHE FEASAA ÜLAİKE
EYYÜKÜM MİNEL MÜHTEDİYN.
Sadakallahül Aziym.
                               
Tevbe Suresi  18. ayet.
                                 



 [size=18][/size] :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O
[/quote]

LATİF ABİ TAMAMI BÖYLE
 SENDE EKSİK VAR TEVBE 18.AYET:


“İnnema yağmuru mesacid‘allahi
men âmene billahi ve’l yevme’l âhira
ve ekame’s salâte ve âte’z zekate
 ve lem yahşe illa’llah,
fe asâ ulâike enyekunû mine‘l mühtedîn.” 

İnnema:ANCAK
 yağmuru:İMAR EDEN
 mesacid‘allahi :ALLAHIN MESCİDLERİNİ
men âmene billahi :ALLAHA İMAN EDEN
ve’l yevme’l âhira :AHİRET GÜNÜNE
ve ekame’s salâte :NAMAZI DOSODGRU KILAN
ve âte’z zekate :ZEKATI VEREN
ve lem yahşe :KORKMAYAN
illa’llah, :ALLAHTAN
fe asâ :UMULANLAR
ulâike :İŞTE BUNLARDIR
enyekunû:OLDUKLARI
 mine‘l mühtedîn:HİDAYET ÜZERE BULUNANLARDAN


Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namaza devam eden, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler yapar/ tamir eder/ yaşatır. İşte bunların muvaffak olmaları umulur.”

DERSİMİ İYİ CALIŞMIŞMIYIM HOCAM.. HATAM OLURSA DÜZELTİNİZ.BUNLAR ALINTI DEGİL KENDİM MEAL YAPIYORUM ÖGRENDİGİM KADARIYLE 8-O  8-O  8-O
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:28:47
ases demişki,

Tarih: Wed Jan 28, 2009 4:15 pm    Mesaj konusu:      

--------------------------------------------------------------------------------
 
NASİBİM KSRDEŞ, SENİN DEDİĞİN DOĞRUDUR,
BEN ARAPÇA BİR AYETİ TÜRKÇE YAZARKEN,
TÜRKÇEDE OLMAYAN HARFLER VAR TABİKİ ORJİNALİ
ARAPÇA OLDUĞU İÇİN HARF HATASI VEYA BENİM
EKSİK YAZMAMDAN KAYNAKLANMIŞ OLABİLİR
SEN HAKLISIN,BİR DE BANA HOCAM DİYE HİTAP ETME
DAHA OÜNVANA ULAŞAMADIK ,GELELİM BU,
GÜNKÜ AYETLERİMİZE  



İZESSEMAÜN FEDARAT,
VE İZEL KEVAKİBÜN TESERAT,
VE İZEL BİHARU FÜCCİRAT,
VE İZEL GUBÜRU BUGSİRAT,
ALİMET NEFSÜM MA GADDEMET,
VE EHHARAT.......

Sadakallahül azıym.

İnfitar suresi: 1-2-3-4-5. ayetler.
bu sureden devam edeceğiz ALLAH'ın izniyle,
ben sizin çok zeki bir hanım kardeşimiz
olduğunuz kanısına vardım,
ayrıca bu hususta kurs aldığınızıda
söylediniz başarılar dilerim.....


Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:29:27
Tarih: Thu Jan 29, 2009 7:25 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
latif abi diyeyim o zaman
Allah razı olsun dersleri tekrar etmemi sagladıgın ıcın.
ve beni akıllı gördügün icin 

İlim hazine ,sual anahtarıdır


BİSMİLLAH

İnfitar suresi: 1-2-3-4-5. ayetler


İzes semaunfetaret.

iza: zaman
es semâu : gök
enfataret : yarıldığı

Ve izel kevakibunteseret.

ve iza: zaman
el kevâkibu : yıldızlar
enteseret : dağılıp döküldüğü

Ve izel biharu fucciret.

ve izâ : zaman
el biharu : denizler
fucciret : kaynatıldıgı

Ve izel kuburu bu’siret

ve izâ : zaman
el kubûru : kabirler
bu'siret : alt üst edildi ği

Alimet nefsun ma kaddemet ve ahharet.

alimet : bilir
nefsun : herkes
ma : şeyi
kaddemet : önden yolladıgı
ve ahharet :geride bıaktıgı kötülügü

Herkes ne yapıp gönderdigini ve neyi imal ettigini anlayacaktır.

 
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:31:33
Alıntı yapılan: ases
[size=18]
Nasibim kardeş  surenin ismini yazmayı unuttm.
[İNFİTAR SURESİ ] 6.7.8. Ayetler..
eh ihtiyarllık işte bazı şeyleri unutuveriyom.
işte ne yapalım......[/size] 8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  :evil:  :evil:  :evil:  :evil:  :evil:  :evil:  :evil:  :evil:  :evil:  :evil:

[size=24]ALLAH RAZI OLSUN LATİF ABİ.

6Ya eyyuhel insanu ma garreke bi rabbikel kerîm

 ya eyyuha : ey
 el insanu : insan
ma : ne
 garre-ke : seni aldatan
bi rabbi-ke : Rabbine karşı
 el kerimi : keremi bol olan

Ey insan O ihsanı bol Rabbine karşı gelmene seni aldatan ne?

@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@


7.Ellezi halakake fe sevvake fe adelek

ellezi : O rabbin ki
halaka-ke : seni yarattı
fe : sonra
sevva-ke : seni düzeltti
 fe : sonra
adele-ke : seni ölcülü kıldı

O ki ,seni yarattı yapına düzen sagladı ve seni dimdik yapıp,

@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@

8.Fi eyyi suretin maaşae rekkebek

fî :herhangi
eyyi suretin : bir surette
ma : şey
 şae : diledi gi
rakkebe-ke : O seni terkip edendir

diledigi en güzel sekli verdi

@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@@

 8-O  8-O  8-O  8-O [/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:32:03
Alıntı yapılan: ases
(http://i41.tinypic.com/28te2ye.gif)







[size=18]
BU GÜNKÜ AYETLERİMİZE BAŞLAYALIM,
ALLAH'IN İZNİYLE...
,




KELLA,BEL TÜKEZZİBUNE,BİDDİYN...

VEİNNE ALEYKÜM LEHAFİZIYN

KİRAMEN KATİBİYN....

YAGLEMUNE MA TEFALUN....!


Sadakallahül azıym....!


[ İNFİTAR ] Suresi : 8.9.10.11. ci :Ayetler..


[/size] :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:


 8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O
,

LATİF ABİ,8.AYETİ YAPTIK 8-O

[size=24]
9..Kella bel tukezzibune bid dîn.[/size]
kella : hayır
bel :  bilakis
 tukezzibune :  yalanlıyorsunuz
bi ed dini : dîni

[size=18]
Hayır, siz dahada ileri giderek
 ceza gunune inanmıyorsunuz..
yalanlıyorsunuz.[/size]

[size=18]10..Ve inne aleykum le hafızın[/size][/b]

ve : ve
inne : süphesiz
 aleykum : sizin üzerinizdevar
le : mutlaka,
hâfızîne : gözetleyici bekciler


[size=18] oysa, gercek suki üzerinizde bekciler vardır[/size][/b]


[size=18]11..Kiramen katibin[/size]

kiramen : cok şerefli
katibine :  yazıcılar

[size=24]
degerli katipler...[/size]





[size=12][/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:32:38
ases demişki,
(http://i41.tinypic.com/8z18as.jpg)[size=18]





ALAK : Suresi 3. 4. 5. ci Ayetler.



İGRA! VE RABBÜKEL EKREM...!



ELLZİY ALLEME BİL GALEM...!



ALLEMEL İNSANE  MALEM  YAGLEM....!



Sadakallahül azıym...






 [/size] :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  :!:  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O  8-O
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:33:00
Alıntı yapılan: ases





ALAK : Suresi 3. 4. 5. ci Ayetler.



İGRA! VE RABBÜKEL EKREM...!



ELLZİY ALLEME BİL GALEM...!



ALLEMEL İNSANE  MALEM  YAGLEM....!



Sadakallahül azıym...






 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
ALLAH RAZI OLSUN LATİF ABİ..

3...Ikra’ ve rabbukel ekrem(ekremu).

Oku ve senin Rabbin, sonsuz kerem sahibidir.

1. ıkra' : oku
2. ve rabbu-ke : ve senin Rabbin
3. el ekremu : en çok kerem sahibi, sonsuz kerem sahibi

4...Ellezî alleme bil kalem(kalemi).

Ki O, kalem ile öğretti.

1. ellezî : ki o
2. alleme : öğretti
3. bi : ile
4. el kalemi : kalem


5--- Allemel insâne mâ lem ya’lem
İnsana bilmediği şeyleri öğretti.

. alleme : öğretti
2. el insâne : insan
3. mâ : şey
4. lem ya'lem : bilmiyor
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:33:54
Alıntı yapılan: ases
(http://i41.tinypic.com/2e6a42q.gif)


[size=18]
AYETLERİMİZE BAŞLAYALIM ALLAH'IN İZNİYLE...!

ALAK SURESİ  : 9. 10. 11. 12.Cİ AYETLER...!

9.CU AYET : ERAEYTELLEZİY YENHA...!

10.CU. AYET : ABDEN İZASALLA...!

11.Cİ . AYET . ERAEYTE İNKANE ALEL HÜDA...!

12.Cİ : AYET :EV EMARA BİT TAGVA...!


Sadakallahül azıym..




(http://i41.tinypic.com/2e6a42q.gif)

[size=24]Bismillâhirrahmânirrahîm


9...E reeytellezî yenhâ.

Nehyedeni (men edeni) gördün mü?

1. e : mı, mü
2. raeyte : sen gördün
3. ellezî : o kimse, o ki
4. yenhâ : nehyediyor, engelliyor, men ediyor

10...Abden izâ sallâ.

Bir kulu namaz kıldığı zaman.

1. abden : bir kul
2. izâ : olduğu zaman
3. sallâ : namaz kıldı


11....E reeyte in kâne alel hudâ.

Sen gördün mü? Eğer o (kul), hidayet üzere ise.
1. e : mü
2. raeyte : sen gördün
3. in : eğer, ise, öyle ise
4. kâne : oldu, idi
5. alâ : üzere
6. el hudâ : hidayet


12...Ev emera bit takvâ.

Veya takvayı emretti ise.

1. ev : veya
2. emera : emretti
3. bi et takvâ : takvayı [/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:35:55


اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ

Ikra’bismi rabbikellezî halak(halaka).

1. ıkra' : oku
2. bi ismi : ismi ile, adıyla
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. ellezî : o ki, ..... olan
5. halaka : yarattı

..............

خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ

Halakal insâne min alak(alakın).

1. halaka : yarattı
2. el insâne : insan
3. min alakın : bir alaktan, bir yere bir noktadan bağlı olan şeyden, döllenmiş hücreden, embriyodan

....................

اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ

Ikra’ ve rabbukel ekrem(ekremu).

1. ıkra' : oku
2. ve rabbu-ke : ve senin Rabbin
3. el ekremu : en çok kerem sahibi, sonsuz kerem sahibi

............

الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ

Ellezî alleme bil kalem(kalemi).

1. ellezî : ki o
2. alleme : öğretti
3. bi : ile
4. el kalemi : kalem

............

عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

Allemel insâne mâ lem ya’lem.

1. alleme : öğretti
2. el insâne : insan
3. mâ : şey
4. lem ya'lem : bilmiyor

...............
كَلَّا إِنَّ الْإِنْسَانَ لَيَطْغَىٰ

Kellâ innel insâne le yatgâ.

1. kellâ : hayır
2. inne : muhakkak
3. el insâne : insan
4. le : mutlaka, gerçekten
5. yatgâ : azgınlık yapar

............
أَنْ رَآهُ اسْتَغْنَىٰ

En reâhustagnâ.

1. en reâ-hu : kendini görmesi
2. istagnâ : müstağni, Allah'a ve hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanması

...............

إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ الرُّجْعَىٰ

İnne ilâ rabbiker ruc’â.

1. inne : muhakkak
2. ilâ rabbi-ke : senin Rabbine
3. er ruc'â : dönüş

..............

أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَىٰ

E reeytellezî yenhâ.

1. e : mı, mü
2. raeyte : sen gördün
3. ellezî : o kimse, o ki
4. yenhâ : nehyediyor, engelliyor, men ediyor

............

عَبْدًا إِذَا صَلَّىٰ

Abden izâ sallâ.

1. abden : bir kul
2. izâ : olduğu zaman
3. sallâ : namaz kıldı

...............

أَرَأَيْتَ إِنْ كَانَ عَلَى الْهُدَىٰ

E reeyte in kâne alel hudâ.

1. e : mü
2. raeyte : sen gördün
3. in : eğer, ise, öyle ise
4. kâne : oldu, idi
5. alâ : üzere
6. el hudâ : hidayet

.............

أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَىٰ

Ev emera bit takvâ.

1. ev : veya
2. emera : emretti
3. bi et takvâ : takvayı

..................

أَرَأَيْتَ إِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

E reeyte in kezzebe ve tevellâ.

1. e : mü
2. raeyte : sen gördün
3. in : eğer, ise, öyle ise
4. kezzebe : yalanladı
5. ve tevellâ : ve yüz çevirdi

...........

أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللَّهَ يَرَىٰ

E lem ya’lem bi ennellâhe yerâ.

1. e : mu
2. lem ya'lem : bilmiyor
3. bi enne : olduğunu
4. allâhe : Allah
5. yerâ : görüyor


............

كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِ

Kellâ le in lem yentehi le nesfean bin nâsıyeh(nâsıyeti).

1. kellâ : hayır
2. le in : gerçekten eğer
3. lem yentehi : vazgeçmezse
4. le nesfean : mutlaka yakalarız, sürükleriz
5. bi en nâsıyeti : perçeminden

..........

نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ

Nâsiyetin kâzibetin hâtıeh(hâtıetin).

1. nâsiyetin : perçem, alın
2. kâzibetin : yalancı
3. hâtıetin : günahkâr

..............

فَلْيَدْعُ نَادِيَهُ

Felyed’u nâdiyeh(nâdiyehu).

1. fe li yed'u : haydi çağırsın
2. nâdiye-hu : onun meclisi, yakın çevresi, yardımcıları

...........

سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ

Sened’uz zebâniyeh(zebâniyete).

1. se-ned'u : biz çağıracağız
2. ez zebâniyete : zebanileri

.............

كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ ۩

Kellâ, lâ tutı’hu vescud vakterib. (SECDE ÂYETİ)

1. kellâ : hayır
2. lâ tutı'hu : ona itaat etme
3. ve uscud : ve secde et
4. ve ikterib : ve karib ol, yakın ol

ALINTI : DİYANET









Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:36:35
sonyolcu demişki,


Alak, insanın yaratılış safhalarından olan aşılanmış yumurtayı ifade eder. Bu sûreye "İkra' sûresi" de denir. Mekke'de inmiştir; 19 âyettir. İlk 5 âyeti, Kur'an'ın ilk inen âyetleridir. Bu sûrede okumanın, öğrenmenin üstünlüğü, insanın yaratılışı, kalemin özelliği, bunların insana Allah'ın ihsanı olduğu, insanın bunları düşünmesi, Rabbine itaat etmesi gerektiği, aksi halde azaba dûçar olacağı anlatılır.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

1. Yaratan Rabbinin adıyla oku!

2. O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı.

3. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir.

4. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti.

5. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti.

6. Gerçek şu ki, insan azar.

7. Kendini kendine yeterli gördüğü için.

8. Kuşkusuz dönüş Rabbinedir.

9. Gördün mü şu men edeni,

10. Namaz kılarken bir kulu (Peygamber'i namazdan)?

11. Gördün mü, ya o (Peygamber) doğru yolda olur,

12. Yahut takvâyı emrediyorsa?

13. Ne dersin o (meneden, Peygamber'i) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa!

14. (Bu adam) Allah'ın, (yaptıklarını) gördüğünü bilmez mi!

15. Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), yakalarız (cehenneme atarız).

16. O yalancı, günahkâr alından (perçemden),

17. O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın.

18. Biz de zebânîleri çağıracağız.

19. Hayır! Ona uyma! Allah'a secde et ve (yalnızca O'na) yaklaş!

mustafa islam oglu tefsir
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:47:34
size=24]ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA :


Kur'an-ı Kerim'de bulunan aşağıdaki ayetleri okuduğumuzda
ve dinlediğimizde Tilavet Secdesi yapmak,
erkek ve kadın bütün mü'minlere vaciptir.

1. A'râf Sûresi: 206. âyet

2. Ra'd Sûresi: 15. âyet

3. Nahl Sûresi: 50- âyet

4. İsrâ Sûresi: 107. âyet

5. Meryem Sûresi: 58. âyet

6. Hac Sûresi: 18. âyet

7. Furkan Sûresi: 60. âyet

8. Neml Sûresi: 25. âyet

9. Secde Sûresi: 15. âyet

10. Sâd Sûresi: 24. âyet

11. Fussilet Sûresi: 37. âyet

12. Necm Sûresi: 62. Âyet

13. İnşikak Sûresi: 21. âyet

14. Alak Sûresi: 19. Âyet


Resulullah (s.a.v) buyuruyor: Ademoğlu secde âyeti okur ve secde ederse şeytan ağlayarak ayrılır ve: "Yazık bana, insanoğlu secdeyle emredildi ve secde etti, mukabilinde ona cennet var. Ben de secdeyle emrolundum ama ben itiraz ettim, benim için de ateş var '' der. ''

Tilavet Secdesi Nasıl Yapılır?
Başta tilavet secdesi yapacak kişinin abdestli, üstünün başının temiz ve avret yerlerininde örtülü olması şarttır.

Tilavet secdesi yapmak niyetiyle abdestli olarak kıbleye dönülür ve eller kaldırılmaksızın "Allahüekber" diyerek secdeye varılır.

Üç kere "Sübhâne rabbiye'l-a'lâ" denildikten sonra yine "Allahüekber" diyerek kalkılır.
Secdeden kalktıktan sonra "Ğufrâneke Rabbenâ ve İleykel masîr" denir[/size]

 8-O  8-O
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:51:11
Alak Suresi 1-10 Meali Alisi Ve Tefsiri

1) Yaratan Rabbinin adıyla oku!
Bu ayette ALLAH Cebrail vasıtasıyla Rasulullah’a yazılı bir şekilde “OKU” vahyini gönderiyor. Yazılı çünkü akabinde Rasulullah “Ben okuma bilmem” dediğinde Cebrail “Yaratan Rabbi’nin adıyla oku” diye ekliyor. İşte buradan Rasulullah’ın vahiy gelmeden öncede Rabb’ini bildiği ve “Rabb’in kimdir sorusuna lüzum kalmadığı görülüyor. Ayrıca “Yaratan Rabb’inin” ibaresinden de ALLAH’ın her şeyin yaratıcısı olduğu vurgulanıyor.

2) O, insanı bir alaktan yarattı.
Burada sözü geçen insanın yaratıldığı “Alak” pıhtılaşmış kan manasındadır ki bu gebeliğin ilk birkaç günündeki embriyo halidir.

3) Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
Burada sözü edilense küçük bir kan pıhtısı aşamasından sonra ALLAH’ın insanı mahlukatın en üst makamına çıkarabilecek güce sahip olduğudur.

4) O Rab ki kalemle yazmayı öğretti.
ALLAH insanı yalnızca yaratıp bırakmamıştır. Ona ilimde ihsan eylemiş ve bu ilmin yayılması ve aktarılabilmesi içinde “kalemle” yazmayı öğretmiştir. Böylece öğrenilen ilim yayılacak ve nesilden nesile aktarılacaktır.

5) İnsana bilmediği şeyleri öğretti.
Bu ayettede insanın yaratılışta ilimsiz olduğu anlatılmaktadır. İnsanda ilim ancak ALLAH’ın dilediği kadarıyla ihsan olmaktadır. Şüphesiz ki insanın ilimsel gelişme dediği ALLAH’ın zamansız ve hissettirmeden ilim vermesindendir.

6) Hayır! Doğrusu insan azgınlık eder.İnsan kendini yaratan ve ilim veren Rabb’ine karşı cehalet usulüyle azgınlığa sapabilir.

7) Kendini müstağni gördüğünden.
Cehalet içindeki mahlûkat kendisine verilen ilmi, malı, serveti ve diğer dünyevi şeyleri kendisinden sanıp, şükretmek yerine asi olur.

8) Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir.
Hâlbuki insan düşünmeli ve kendisine verilen bunca nimete şükretmelidir. Zira şüphesiz ki insan yeniden Rabb’ine dönecektir ve döndüğünde dünyadaki tutumunun karşılığını alacaktır.

9) Engellemekte olanı gördün mü?
Alak suresinin ilk beş ayeti Rasulullah’a ilk inen ayetlerdir. Geriye kalan ayetler ise Rasulullah namaza başladıktan sonra Ebu Cehil’in Onu engellemeye kalkması hasebiyle inmeye başlamıştır. İşte bu ayeti kerimede “engellemekte olanı gördün mü?” diyerek buna işaret edilmiştir.


10) Namaz kıldığı zaman bir kulu.
Bilindiği üzere Kuran’da namazın şekli belirtilmemiştir. Ancak bu ayette görülüyor ki kul olarak kastedilen Rasulullah namaz kılmaktadır. Bu da demek oluyor ki ALLAH’ın nebisine Kuran’da yazılı olandan başkada talimatlar verilmiştir.__________________

ALAK SURESİ (11. ve 19. ayetler)

Nüzul zamanı

Bu sure iki kısma ayrılır. Birinci kısım, "İkra"dan beşinci ayet olan "ma lem ya'lem"e kadardır. İkinci kısım, "Kellâ inne'l-insane le yetğa"dan surenin sonuna kadardır. Cumhur ulema, birinci kısmın Rasulullah'a gelen ilk vahiy olduğunda ittifak etmiştir. Bunun hakkında, İmam Ahmed, Buharî ve Müslim müteaddit senetlerle en sahih hadislerden sayılan bir rivayeti Hz. Aişe'den rivayet etmişlerdir.

Vahyin başlangıcı

Muhaddislerin kendi senetleri ile İmam Zühri'den, onun Urve b. Zubeyr'den, onun da, teyzesi Hz. Aişe'den rivayet ettiği gibi vahyin başlangıcı şu şekilde nakledilmiştir: Vahiy ilk dönemlerde Rasulullah'ın sadık rüyalar (bazı rivayetlerde iyi) görmesi ile başladı. Rasulullah bu rüyaları apaçık bir gerçek olarak görmekteydi. Rasulullah daha sonra yalnızlığı sevmeye başladı.

İkinci kısmın nüzul zamanı:

Bu surenin ikinci kısmı, Rasulullah'ın namaz kılmaya başladığı ve Ebu Cehil'in de onu korkutmak, tehdit yoluyla engel olmak istediği zaman nazil olmuştur. Öyle anlaşılıyor ki, nübüvvetten sonra Rasulullah İslâmî tebliğe başlamadan önce Harem-i Şerif'te ALLAH'ın öğrettiği tarzda namaz kılmaya başlamıştı. Mekkeli müşrikler bundan Rasulullah'ın yeni bir din takip etmeye başladığını anlamışlardı. Mekke'deki diğer insanlar Rasulullah'ın yeni tarzdaki ibadetini hayretle seyrederken, Ebu Cehil, cahiliyet taassubu ile bu şekilde ibadet etmemesi için Rasulullah'ı korkutmaya çalıştı. Bu olay hakkında pek çok hadis vardır. Ebu Cehil'in bu beyhude hareketinin hadisi İbn Abbas ve Ebu Hureyre'den mervidir.



(11)
أَرَأَيْتَ إِن كَانَ عَلَى الْهُدَى
Gördün mü, ya o (Peygamber) doğru yolda olur, ---------------------------------------------------------

Öyle anlaşılıyor ki, burada her insaflı insan muhatap kabul edilmiştir. Onlara şöyle sorulmaktadır: ALLAH'a ibadet eden kullara engel olan o kişinin hareketini gördünüz mü? İnsanları ALLAH'tan korkutan, onların kötü işlerine engel olmaya çalışan kulun doğru yolda olmadığını ne biliyorsun? Bu kişi Hak'kı yalanlayarak ona karşı koymakta ve onu yalanlamaktadır. Bu ne biçim bir harekettir? Bu kul (Rasulullah) iyi işler yapmaktadır. Diğeri ise Hakkı yalanlayarak yüz çevirmektedir. Eğer ALLAH (c.c.) dilese bu şahıs bu tutumlarını sürdürebilir mi? Burada zalimin zulmünü ve mazlumun mazlumiyetini ALLAH'ın gördüğü belirtilerek şu sonuca varılmıştır: Zalim cezalandırılacak ve zulme uğrayana da yardım edilecektir.


(12)
أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَى
Yahut takvâyı emrediyorsa?
-------------------------------------------------------

Söyle bakalım, o kul ya doğru yolda giden, ALLAH’ın hidâyetine tâbi olan, hayatını ALLAH’tan gelen vahiyle düzenleyen veya ALLAH'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse ise. Yani o kul ALLAH’ın koruması altına giren, ALLAH’la yol bulan, hayatını ALLAH’a sorarak yaşayan birisiyse. Takvayı yaşayan, takvayı emreden birisiyse. Böyle hayatını ALLAH adına yaşayan, ALLAH’ın istediği şekilde yaşayan bir kulu namazdan engellemeye çalışanı gördün mü?


(13)
أَرَأَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّى
Ne dersin o (meneden, Peygamber'i) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa! ------------------------------------------------------------------------------------------------

ALLAH’ı, ALLAH’ın dinini, ALLAH’ın hayat programını, ALLAH’tan gelen âyetleri yalanlayan, yalan sayan, yok farz eden ve de O’ndan yüz çeviren, O’nunla ilgilenmeyen, O’ndan habersiz bir hayat yaşayan kişiyi görmedin mi? Kendisini, kendi bilgisini, kendi hevâ ve heveslerini putlaştırıp o istikâmette kendisine bir hayat programı çizerek burnunun doğrusuna gideni.


(14)
أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللَّهَ يَرَى
(Bu adam) ALLAH'ın, (yaptıklarını) gördüğünü bilmez mi! ------------------------------------------------------------------

Girişte açıkladığımız gibi, Ebu Cehil'in tehdidine karşı Rasulullah onu terslediğinde şöyle demişti: "Ey MUHAMMED! Sen kime güvenerek beni korkutuyorsun? Tanrıya yemin ederim ki, burada en fazla yardımcısı olan benim." Bunun üzerine şöyle buyurulmuştur: "O himaye edicilerini çağırsın."

(15)
كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِ
Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), yakalarız (cehenneme atarız). ----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Böyle yapanlar, böyle yaşayanlar, bu şekilde namaza engel olanlar, namaz kılanları, ALLAH’a kul olmaya çalışanları engellemeye çalışanlar eğer buna bir son vermezlerse, eğer bu tavırlarından vazgeçip ALLAH’la savaşa bir son vermezlerse, mü’minlerin namazlarını engellemeye devam ederlerse, bu Ebu Cehiller, bu çağdaş tâğutlar Müslümanları takvayı ve namazı icradan alıkoyma işini sürdürecek olurlarsa andolsun ki biz onu ve onun gibileri alınlarından tutup sürükleyeceğiz. O yalancı, o günahkar perçemlerinden tutup yerden yere vuracak ve rezil rüsva edeceğiz onları. Onlar o zaman tüm güçlerini, tüm dostlarını, tüm avenelerini, tüm bakanlarını, dekanlarını, tüm askerlerini çağırsalar da biz yapacağımızı yaparız. Onlar yandaşlarını çağırsınlar, biz de Zebanilerimizi çağırırız.

Zebani Ez-zeben’den alınmıştır. İtmek ve atmak manasındadır. O Zebaniler ki, kafirleri cehenneme sürükleyip atarlar. Bir şeyi şiddetle alıp tutarak atmaktır. Bir rivâyete göre vurmaktır deniliyor. Yani yüzünü avuç ayasıyla vurup tokatlamak mânasına. Son derece iri, sert ve şiddetli meleklerdir. Araplar zorbası, şiddeti çok olana bu zebani ismini verirler. İtmek-kakmak manasında olan (ez-Zeben)’den alınmıştır.



(16)
نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ
O yalancı, günahkâr alından (perçemden),
---------------------------------------------------

"Secde"den kasıt, namazdı. Yani "Ey Nebi! korkma namaz kılmaya devam et ve bu vasıtayla Rabb'ine yaklaş. "Bir kulun Rabb'ine en yakın anı, secde ettiği andır." Müslim'de yine Ebu Hureyre'den şu rivayet de mevcuttur: "Rasulullah bu ayeti okuduğunda tilavet secdesi yapardı."

(17)
فَلْيَدْعُ نَادِيَه
O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın.
-----------------------------------------------------------------

"Kurultay" diye çevirdiğimiz "nâdî" kelimesi "bir konuda istişare etmek üzere toplanmak" anlamına gelen "nedve" kökünden türemiş olup kurultayda bir araya gelen heyeti ifade eder. Câhiliye döneminde Mekke'de bu tür toplantıların yapıldığı yere Dârunnedve denilirdi. "Zebaniler" diye çevirdiğimiz "zebaniye" kelimesi ise "itmek, savmak" anlamına gelen "zeben" kelimesinden türemiş çoğul bir isim olup azap meleklerini ifade eder. Rivayete göre Resûlullah İbra- him'in makamında namaz kılarken Ebû Cehil "Ben sana namaz kılma demedim mi!" diyerek onu tehdit edip engellemek istemiş, Hz. Peygamber de ona sert bir şekilde karşılık vermişti. Ebû Cehil ise, "Sen beni ne ile tehdit ediyorsun? VALLAHi ben bu vadide adamları en çok olan kimseyim" demiş, bunun üzerine bu âyetler inmiştir.


(
سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ
Biz de zebânîleri çağıracağız. -------------------------------------------------

ALLAH Teâlâ, "O hemen kurultayını çağırsın, biz de zebanileri çağıracağız" buyurarak Hz. Peygamber'e meydan kuyan Ebû Cehil'in aczini ortaya koymak istemiştir. Nitekim Ebû Cehil bu âyetleri dinlediği halde kötü niyetini gerçekleştirme yönünde herhangi bir teşebbüste bulunmaya cesaret edememiştir. 19. âyette tekrarlanan "Hayır!" anlamındaki "kellâ" edatı da, o azgın insanın, Hz. Peygamber'e kötülük etmek üzere taraftarlarını çağırmaya asla cesaret edemeyeceğini gösterir. Burada Resûlullah'a, böyle azgın, ALLAH ve peygamber tanımaz kimseye boyun eğmemesi, namaz kılmaya ve secde ermeye devam ederek ALLAH'a yakınlaşma gayretlerini sürdürmesi emredilmiştir. Şüphe yok ki ALLAH'a yaklaşmak, O'nun emirlerine İtaat etmekle ve bu itaatin en anlamlı ifadesi olan secde ile mümkündür.

,


(19)
كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ
Hayır! Ona uyma! ALLAH'a secde et ve (yalnızca O'na) yaklaş!
-------------------------------------------------------------------------

Nitekim Hz. Peygamber, "Kulun rabbine en yakın olduğu an secdede bulunduğu andır" buyurmuştur. "Secde"den kasıt, namazdı. Yani "Ey Nebi! korkma namaz kılmaya devam et ve bu vasıtayla Rabb'ine yaklaş. "Bir kulun Rabb'ine en yakın anı, secde ettiği andır." Müslim'de yine Ebu Hureyre'den şu rivayet de mevcuttur: "Rasulullah bu ayeti okuduğunda tilavet secdesi yapardı."
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:52:02

[size=14]
Amme yetesâelûn(yetesâelûne).

1. amme : hangi şeyden
2. yetesâelûne : birbirlerine soruyorlar

Neyi soruyorlar birbirlerine?

Anin nebeil azîm(azîmi).

1. an(i) en nebei : mi haberden
2. el azîmi : büyük

O büyük haberi mi?

Ellezî hum fîhi muhtelifûn(muhtelifûne).

1. ellezî : o haber
2. hum : onlar
3. fî-hi : onun hakkında
4. muhtelifûne : ihtilafa düşmüşlerdir

ki o hususta ayrı görüşe sahptirler


Kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).

1. kellâ : hayır
2. se- ya'lemûne : ileride bilecekler

Hayır, (sormaya gerek yok) yakında bilecekler.

Summe kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).

1. summe : sonra
2. kellâ : hayır
3. se- ya'lemûne : ileride bilecekler

Sonra, hayır yakında bilecekler.[/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:52:30
[size=18]Bismillâhirrahmânirrahîm

--------------------------------------------------------------------------------
6--E lem nec’alil arda mihâdâ(mihâden).

Yeryüzünü bir  döşek yapmadık mı?

1. e : mı
2. lem nec'al(i) : yapmadık
3. el arda :  yeri
4. mihâden : bir döşek
--------------------------------------------------------------------------------

7--Vel cibâle evtâdâ(evtâden).

Ve dağları (yeri sabit tutan) kazıklar (yapmadık mı?)


1. ve el cibâle : ve dağlarıda
2. evtâden : birer kazık

TEFSİRİ:Dağlar devamlı dönüş halinde olan dünyanın merkezden her yöne doğru uzanan denge unsurlarıdır. Dengenin bozulması halinde zelzeleler dengeyi tekrar oluşturmak için bir vasıtadır.
--------------------------------------------------------------------------------

8--Ve halaknâkum ezvâcâ(ezvacen).

Ve Biz, sizi çift olarak yarattık.


1. ve halaknâ-kum : sizi  yarattık
2. ezvacen : çift çift

TEFSİR:
İnsanlar, bir erkek (Âdem A.S) ve onun kaburga kemiğinden bir kadından (Havva Anamız) türemişlerdir.
 
  --------------------------------------------------------------------------------

9-Ve cealnâ nevmekum subâtâ(subâten).

Ve uykunuzu dinlenme zamanı kıldık.


1. ve cealnâ :  yaptık
2. nevme-kum :  uykunuzu
3. subâten : bir dinlenme


TEFSİR:
Uykuda fizik vücut dinlenir.

  --------------------------------------------------------------------------------[/size]

[size=18]onuncu ayeti yanlış yazmışsın sayın latif abi[/size] :shock:  :shock:  :shock:  :evil:

[size=14]10--Ve cealnel leyle libâsâ(libâsen).

Ve geceyi libas (örtü) kıldık.


--------------------------------------------------------------------------------

1. ve cealnâ : ve kıldık, yaptık
2. el leyle : gece
3. libâsen : örtü



TEFSİR:

Geceyi bir örtü kılmıştır Allahû Tealâ. Gözlerimizin dinlenmesi için ve vücudumuzun dinlenmesi için.[/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:58:13
Tarih: Sat Apr 18, 2009 8:28 pm    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
11-Ve cealnen nehâre meâşâ(meaşen).

Ve gündüzü maişet (geçim) zamanı kıldık.




1. ve cealnâ : ve kıldık, yaptık
2. en nehâre : gündüz
3. meâşen : maişet, geçimi sağlama zamanı

TEFSİR:

Gündüz, insanların çalışarak maişetlerini temin edecek parayı kazanabilmeleri için oluşturulmuştur.
--------------------------------------------------------------------------------

12--Ve beneynâ fevkakum seb'an şidâdâ(şidâden).

Ve sizin üstünüzde sağlam (kuvvetli) yedi kat bina ettik.



1. ve beneynâ : ve bina ettik, inşa ettik, yaptık, kurduk
2. fevka-kum : sizin üstünüzde
3. seb'an : yedi (7)
4. şidâden : kuvvetli, sağlam

TEFSİR:
Dünyanın çevresindeki atmosfer 7 tabakadan yani 7 kattan oluşur. İsimleri: Troposfer, stratosfer, ozonosfer, mezosfer, termosfer, iyonosfer, ekzosfer
--------------------------------------------------------------------------------

13--Ve cealnâ sirâcen vehhâcâ(vehhâcen).

Ve (orada) pırıl pırıl ışık saçan bir kandil yaptık.



1. ve cealnâ : ve biz kıldık, yaptık
2. sirâcen : kandil
3. vehhâcen : kıvılcım ve alev saçan, çok parlayan, pırıl pırıl ışık saçan

TEFSİR:
Pırıl pırıl ışık saçan kandil, güneşi temsil ediyor.

--------------------------------------------------------------------------------

14--Ve enzelnâ minel mu’sırâti mâen seccâcâ(seccâcen).

Ve yağmur bulutlarından şarıl şarıl akan su indirdik.


1. ve enzelnâ : ve indirdik
2. min el mu'sırâti : (üstüste yığılıp sıkışan) yağmur bulutlarından
3. mâen : su
4. seccâcen : dökülen, şarıl şarıl akan

TEFSİR:Yağmur bulutlarından şarıl şarıl akan su yani yağmur indiriliyor.

--------------------------------------------------------------------------------

15--Li nuhrice bihî habben ve nebâtâ(nebâten).

Onunla taneler ve nebatlar çıkaralım diye.



1. li nuhrice : çıkarmak için, çıkaralım diye
2. bi-hî : onunla
3. habben : taneler
4. ve nebâten : ve bitkiler

TEFSİR:

Yağmurla sulanan topraklar taneleri ve bitkileri oluşturacaktır.

     

sayın latif abi ayet sayılarını karıştırmışsın 
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:58:32
[size=14]
1-Birbirlerine neyi soruyorlar?
 
2, 3 Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
 
4 Hayır, ileride bilecekler.
 
5 Yine hayır; ileride bilecekler.
 
6, 7 Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?
 
8 Sizleri (erkekli-dişili) eşler halinde yarattık.
 
9 Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.
 
10 Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.
 
11 Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.
 
12 Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.
 
13 Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.
 
14, 15, 16 Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık. [/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:58:54
[size=18]

bismillah...


Ve cennâtin elfâfâ(elfâfen).

1. ve cennâtin : ve ağaçlı bahçeler
2. elfâfen : birbirine sarmaş dolaş olmuş, içiçe

İnne yevmel faslı kâne mîkâtâ(mîkâten).

1. inne : muhakkak ki
2. yevme : gün
3. el faslı : fasıl, ayrılma
4. kâne : oldu
5. mîkâten : belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit

Yevme yunfehu fîs sûri fe te’tûne efvâcâ(efvâcen).

1. yevme : gün
2. yunfehu : üfürülür
3. fî es sûri : sur'a
4. fe te'tûne : o zaman, artık geleceksiniz
5. efvâcen : fevc fevc, bölük bölük

Ve futihatis semâu fe kânet ebvâbâ(ebvâben).

1. ve futihati : ve açıldı
2. es semâu : sema, gökyüzü
3. fe kânet : böylece olmuştur, oluşmuştur
4. ebvâben : kapılar

Ve suyyiretil cibâlu fe kânet serâbâ(serâben).

1. ve suyyireti : ve yürütüldü
2. el cibâlu : dağlar
3. fe kânet : böylece oldu
4. serâben : serap, hayal[/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 20:59:24
Alıntı yapılan: ases
(http://i42.tinypic.com/2ahd1cj.gif)




AYETLERİMİZE BAŞLIYORUZ ALLAH'IN İZNİ İLE...!



      NEBE SURESİ......!



21-22-23-24-25-ci Ayetler....!


21-ci AYET : İNNE CEHENNEME KANET MİRSADA...!

22-ci AYET : LİDDAĞİNE MEABA....'

23-cü AYET: LABİSİNE FİHA EHGABA...!

24-cü AYET: LA YEZUGUNE FİHA BERDEV-VELA- ŞERABA...!

25-ci AYET : İLLA HAMİMEV- VEGASSAGA...!

Sadkallahül azıym...!




[size=18][/size] :!:  :!:  :!:  :!:  :!:
                        :evil:  :evil:  :evil:
                         :wink:  :wink:  :wink:
                         :shock:  :shock:  :shock:

[size=14]İnne cehenneme kânet mirsâdâ(mirsâden).

1. inne : muhakkak ki
2. cehenneme : cehennem
3. kânet mirsâden : mirsad oldu, görünür oldu, rasad edilen yer, gözleme yeri oldu

----------------------------------------
Lit tâgîne meâbâ(meâben).

1. li et tâgîne : azgınlar için, azgınlara
2. meâben : meab, sığınılacak yer olarak

---------------------------------------

Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben).

1. lâbisîne : kalacak olanlar
2. fî-hâ : onun içinde, orada
3. ahkâben : uzun müddet, asırlar boyunca, asırlarca, bütün zamanlar boyunca

---------------------------------------

Lâ yezûkûne fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).

1. lâ yezûkûne : tatmazlar
2. fî-hâ : orada
3. berden : serinlik
4. ve lâ : ve olmaz
5. şerâben : içecek

------------------------------------------
İllâ hamîmen ve gassâkâ(gassâkan).

1. illâ : den başka
2. hamîmen : hamim, kaynar su
3. ve gassâkan : ve irinli ve cerahatli sıvı

-------------------------[/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 21:00:33
Alıntı yapılan: ases
 



[size=18]
AYETLERİMİZE BAŞLIYORUZ ALLAH'IN İZNİ İLE..

Nebe suresi : 26-27-28-29-30.cu Ayetler

26.cı Ayet : CEZA-EVVİFAGA...!

27.cı Ayet : İNNEHÜM KANÜ LA YERCUNE HISABA...!

28.cı Ayet :VE KEZZEBU Bİ AYATİNA KİZZABA...!

29.cu Ayet: VE KÜLLE ŞEYİN EHSAYNAHU KİTABA...!

30.cu Ayet: FEZUGU FELEN NEZİYDEKÜM İLLA AZABA...!


Sadakallahül azıym...!



  [/size] :wink:  :wink:  :wink:  :wink:  :wink:
  :shock:  :shock:  :shock:  :shock:  :shock:


[size=14]Cezâen vifâkâ(vifâkan).

1. cezâen : karşılık, ceza olarak
2. vifâkan : münasip, uygun

---------------------------------

İnnehum kânû lâ yercûne hısâbâ(hısâben).

1. innehum : muhakkak ki onlar
2. kânû : oldular
3. lâ yercûne : ümit etmiyorlar, ummuyorlar
4. hısâben : hesaba çekilme, hesap verme, hesap

------------------------------------

Ve kezzebû bi âyâtinâ kizzâbâ(kizzâben).

1. ve kezzebû : ve yalanladılar
2. bi âyâti-nâ : bizim âyetlerimizi
3. kizzâben : tekzip ederek

---------------------------------------

Ve kulle şey’in ahsaynâhu kitâbâ(kitâben).

1. ve kulle : ve her, hepsi
2. şey'in : şey
3. ahsaynâ-hu : biz onu saydık
4. kitâben : yazdık (tespit ettik)

------------------------------------------

Fe zûkû felen nezîdekum illâ azâbâ(azâben).

1. fe : o zaman, haydi, artık
2. zûkû : tadın
3. fe : o zaman, haydi, artık
4. len nezîde-kum : size artırmayacağız
5. illâ : den başka
6. azâben : azap

---------------------------------------[/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 21:01:38
Alıntı yapılan: ases



[size=18]
Ayetlerimize başlıyoruz ALLAH'ın izi ile...!

NEBE  Suresi : 31-32-33-34-35.ci Ayetler...!


31. ci  Ayet : İNNELİL MÜTTEGIYNE MEFAZA.

32. ci Ayet  : HDAİGA VE EGNA BE.

33 cü Ayet  : VE KEVAİBE ETRABE.

34.cü Ayet  : VE KE'SEN DİHEGA.

35 ci  Ayet  : YA YESMEUNE FİHA LAĞ-VEV VELA KİZZABA.


Sadakallahül azıym.


[/size] :wink:  :shock:  :wink:
          :shock:  :wink:  :shock:

[size=18]bismillah
İnne lil muttekîne mefâzâ(mefâzen).

Muhakkak ki, muttakiler (takva sahipleri) için kurtuluş (ve kazanç) vardır.


--------------------------------------------------------------------------------

1. inne : muhakkak ki
2. li el muttekîne : muttakiler için vardır
3. mefâzen : bir kurtuluş, kazanç, mutluluk



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Takva sahipleri, Allah'a ulaşmayı dileyenlerden başlayıp, ondan sonraki 6 safhayı yaşamakta olanlardır. İlk takva ve cehennemden kurtuluş Allah'a ulaşmayı dilemekle başlar. Onlar için birinci cennet ve artan derecelerine paralel olarak 6 cennet daha vardır.

30 / RÛM - 31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
---------------------------------

Hadâika ve a’nâbâ(a’nâben).

Bahçeler ve üzüm bağları vardır.


--------------------------------------------------------------------------------

1. hadâika : ağaçlı bahçeler
2. ve a'nâben : ve üzüm, bağ



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Cennetlerde bahçeler ve üzüm bağları vardır.
-----------------------------------------------------------------------------

Ve kevâıbe etrâbâ(etrâben).

Ve aynı yaşta, şahane endamlı genç kızlar.


--------------------------------------------------------------------------------

1. ve kevâıbe : ve genç, göz alıcı, şahane endamlı
2. etrâben : aynı yaşta, yaşıt



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Ve aynı yaşta şahane endamlı genç kızlar...
-------------------

Ve ke’sen dihâkâ(dihâkan).

Ve içi dolu kadehler vardır.


--------------------------------------------------------------------------------

1. ve ke'sen : ve kadehler
2. dihâkan : dolu



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Ve orada cennet içecekleri ile dolu kadehler vardır.
------------------------------


 :evil:  :evil:  :!:
Lâ yes’meûne fîhâ lagven ve lâ kizzâbâ(kizzâben).

Orada boş söz ve yalan işitmezler.


--------------------------------------------------------------------------------

1. lâ yes'meûne : işitmezler
2. fî-hâ : orada
3. lagven : boş söz
4. ve lâ kizzâben : ve yalan olmaz, yoktur



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Cennette boş söz ve yalan işitilmez.[/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 21:05:03
bismillah

Cezâen min rabbike atâen hısâbâ(hısâben).

(Bunlar) Rabbin tarafından, hesaba karşılık verilen mükâfattır (ihsanlardır).


--------------------------------------------------------------------------------

1. cezâen : karşılık olarak
2. min rabbi-ke : Rabbinden
3. atâen : bir lütuf, bağış, ihsan
4. hısâben : hesap



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Son âyetlerde bahsedilen bütün güzel şeyler, Rab'lerinden onlara kazandıkları derecelere karşılık verilen ihsanlardır.
----------------------



Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumer rahmâni lâ yemlikûne minhu hitâbâ(hitâben).

(Allah) göklerin ve yerin ve onların arasında bulunanların Rahmân olan Rabbidir. (Hiç kimse) ondan bir hitaba mâlik değildir.


--------------------------------------------------------------------------------

1. rabbi : Rabb
2. es semâvâti : semalar, gökler
3. ve el ardı : ve arz, yeryüzü, yer
4. ve mâ : ve şeyler
5. beyne-humâ : ikisi arasında bulunanlar
6. er rahmâni : Rahmân Olan (Allah)
7. lâ yemlikûne : malik değildir
8. min-hu : ondan
9. hitâben : hitap



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Allah göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rahmân olan Rabbidir. (O'nun hitap ettikleri hariç) hiç kimse O'ndan bir hitaba mâlik olamaz
--------------------------



Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ(saffen), lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâ(sevâben).

O gün, ruh (devrin imamının ruhu) ve (arşı tutan) melekler, saf saf hazır bulunurlar. Rahmân'ın kendisine izin verdiği kişiden başka kimse konuşamaz. Ve (izin verilen) sadece sevap söylemiştir.


--------------------------------------------------------------------------------

1. yevme : o gün
2. yekûmu : ayakta durur, hazır bulunur
3. er rûhu : ruh (zamanın halifesinin ruhu)
4. ve el melâiketu : ve melekler
5. saffan : saf saf olarak
6. lâ yetekellemûne : konuşamaz
7. illâ : den başka
8. men : kimse
9. ezine : izin verdi
10. lehu : ona, kendisine
11. er rahmânu : Rahmân Olan (Allah)
12. ve kâle : ve söyledi
13. sevâben : sevap



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Allah'a ulaşmayı diledikten sonra mürşide tâbî olunduğu zaman, devrin imamının ruhu kişinin başının üzerine gelir. Arşı tutan melekler de saf saf hazır bulunur. Rahmân'ın kendisine izin verdiği devrin imamının ruhu kendisine şefaat için izin verilen kişidir. Ve tâbiiyetini gerçekleştirene günahlarının sevaba çevrildiğini söyler.
------------------------------





Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).

İşte o gün (mürşidin eli Hakk'a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah'a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm'i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah'a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur.


--------------------------------------------------------------------------------

1. zâlike : işte
2. el yevmu : o gün
3. el hakku : Hakk
4. fe men : artık kim
5. şâe : diler
6. ittehaze : ittihaz eder, edinir
7. ilâ rabbi-hî : Rabbine
8. meâben : meab, sığınak, melce



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Mürşide tâbî olunan gün Hakk günüdür. Dileyen kişi Sıratı Mustakîm'i yol edinir. Allah'a ulaşan kişinin ruhuna Allah meab (sığınak) olur.







İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yenzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ(turâben).

Muhakkak ki, sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi, elleri ile takdim ettiği şeye bakacak. Ve kâfir olan: “Keşke ben toprak olsaydım.” diyecek.


--------------------------------------------------------------------------------

1. innâ : muhakkak ki biz
2. enzernâ-kum : biz sizi uyardık
3. azâben : bir azap
4. karîben : yakın
5. yevme : gün
6. yenzuru : bakacak
7. el mer'u : kişi
8. mâ : şey
9. kaddemet : takdim etti
10. yedâ-hu : kendi elleri
11. ve yekûlu : ve diyecek
12. el kâfiru : kâfir
13. yâ leyte-nî : keşke ben
14. kuntu : oldum
15. turâben : toprak



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Muhakkak ki Allah insanları yakın bir azapla uyarmıştır. Kaybettiği dereceler kişinin elleriyle takdim ettikleridir. "Keşke ben toprak olsaydım da cehennemde yanmaktan kurtulsaydım." diyecek.



Sadakallahül Azıym...!====ALLAH DOGRU SÖYLEDİİİ
_________________
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 03 Haziran 2009, 21:05:40
Alıntı yapılan: ases
(http://i40.tinypic.com/o5509i.jpg)



AYETLERİMİZE BAŞLIYORUZ ALLAH'IN İZNİ İLE...!



Abese Suresi : 1-2-3-4-5-.ci Ayetler...!



1-ci Ayet : Abese vetevella...!

2-ci Ayet : Enca ehül agma...!

3-cü Ayet: Vema yüriyke leallehü yezzekka...!

4-cü Ayet: Evyezzkkeru feten feahuzzikra...!

5-ci  Ayet: Emma menistağna...!


Sadkallahul azıym...!
Abese ve tevellâ.

Huzursuz oldu (yüzünü buruşturdu). Ve başını çevirdi (ilgilenmedi).


--------------------------------------------------------------------------------

1. abese : huzursuzluğu yüzüne aksetti, yüzünü buruşturdu
2. ve tevellâ : ve başını çevirdi



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Hz. Muhammed (S.A.V), müşriklerin ileri gelenlerini, grup grup toplayıp, onlara İslâm'ı kabul ettirmeğe çalışıyordu. Böyle bir toplantı sırasında, âmâ olan Abdullah bin Ümmi Mektum yanına gelip 'Öğrettiklerini bana da öğret' diyerek birkaç kere sözünü kesti. Hz. Muhammed (S.A.V), bu durumdan huzursuz oldu, gayri ihtiyari huzursuzluğu yüzüne aksetti. Bu durumda onunla ilgilenmeyip, bir şey söylemeyerek başını çevirdi, tebliğine devam etti.

Bu âyetten sonra, Abdullah bin Ümmi Mektum'un gönlünü hoş etmiştir.




 :evil:  :evil:  :evil:  :evil:  :evil:

En câehul a’mâ.

Âmâ olan bir kişinin ona gelmesi (sebebiyle).


--------------------------------------------------------------------------------

1. en câe-hu : onun gelmesi
2. el a'mâ : âmâ, görmeyen



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Kör olan Abdullah bin Ümmi Mektum'un yanına gelmesi sebebiyle Hz. Muhammed (S.A.V)'in huzursuz olduğu ve başını diğerlerine çevirdiği anlatılıyor

 :evil:  :evil:  :evil:


 :evil:  :evil:  :evil:
Ve mâ yudrîke leallehu yezzekkâ.

Ve sen bilemezsin, umulur ki böylece o tezkiye olur.


--------------------------------------------------------------------------------

1. ve : ve
2. mâ yudrî-ke : sen bilemezsin
3. lealle-hu : umulur ki böylece o
4. yezzekkâ : tezkiye olur, şirk ve günahlardan temizlenir



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Ve sen idrak edemezsin, umulur ki belki o böylece tezkiye olur.

 :evil:  :evil:  :evil:

  Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikrâ.

Veya öğüt alır, böylece bu öğüt ona fayda verir.


--------------------------------------------------------------------------------

1. ev : veya
2. yezzekkeru : tezekkür eder, düşünür, öğüt alır
3. fe : böylece
4. tenfea-hu : ona fayda verir
5. ez zikrâ : zikir, öğüt



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Tezkiye olmasa, yani nefsinin kalbinin yarıdan fazlası nurla dolmasa bile, belki senin söylediklerinden öğüt alır ve Allah'a ulaşmayı diler ve cehennemden kurtulabilir.

 :evil:  :evil:  :evil:

Emmâ menistagnâ.

Fakat kendini müstağni gören (bir şeye muhtaç olmadığını sanan) kimse.


--------------------------------------------------------------------------------

1. emmâ : fakat
2. men(i) : kimse
3. istagnâ : ihtiyaç hissetmedi, kendini müstağni gördü bir şeye muhtaç olmadığını sandı



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Diğeri ise Allah'a ulaşmayı dilemeyen, buna ihtiyaç hissetmeyen bir kişi.
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: mrkydr - 19 Temmuz 2009, 08:12:20
  



Amenerasülü MİRAÇ ta Allah'ın peygamber efendimize hediyesidir..Buda önemli bir dua ve ezberlenmesi gereken bir dua, umarım ilgilenirsiniz...


OKUNUŞU:Amenerrasulü bima ünzile ileyhi mirrabbihi vel mü'minun,küllün amene billahi vemelaiketihi ve kütübihi ve rusülih,la nüferriku beyne ehadin min rusülih,ve kalu semi'na ve ata'na gufraneke rabbena ve ileykelmesir.La yükellifullahü nefsenilla vüs'aha,leha ma kesebet ve aleyha,mektesebet,rabbena latüahızna innesiyna ev ahta'na,rabbena vela tahmil aleyna ısran kema hameltehü alelleziyne min gablina,rabbena vela tühammilna,mala takatelena bih,va'fü anna,vağfirlena,verhamna,ente mevlana fensurna alel gavmil kafiriyn.

MEALİ
O peygamber de kendisine Rabbinden indirilene iman etti,Mü'minler de (onlardan) her biri Allah'a,onun meleklerine,kitaplarına,peygam berlerine inandı."Onun(Allah'ın) peygamberlerinden hiç birini diğerlerinin arkasından ayırmayız(hepsine inanırız),dinledik,(kabul ettik)emrine itaat ettik,Ey Rabbimiz,mağfiretini isteriz.Son varışımız ancak sanadır" dediler.Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez.Herkesin kazandığı hayır faidesine,yaptığı şer kendi zararınadır."Ey Rabbimiz,unuttuk,yahut yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme.Ey Rabbimiz,bizden evvelki ümmetlere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme,Ey Rabbimiz takat getiremeyeceğimizi bize taşıtma.Bizden sadır olan günahları sil,bağışla,bizi esirge.Sen mevlamızsın bizim.Artık kafirler ruhuna karşı bize yardım et."


FAZİLETİ
Bu ayeti kerimeler hakkında Resulü Ekrem buyurdu:
"Allah Teala cennet hazinelerinden olan iki ayeti(ayetel kürsi,amenerrasulü) bana indirdi.Allah mahlukatı yaratmazdan iki bin sene evvel o iki ayeti kudret eli ile yazdı.Kim gece yatsı namazından sonra o iki ayeti okursa gece ibadetinden ona kafi gelir."
Resulü Ekrem yine bu iki ayetin faziletine dair buyurdu:
"Kim Sure-i Bakara'nın son iki ayetini geceleyin okursa,onlar , ona gece namazı kılmak yerine kifayet eder."
"Cenab-ı Ecelli Ala,Sure-i Bakara'yı iki ayetle bitirdi ve bunları bana arşın altındaki bir hazineden verdi.Bunları öğreniniz,kadınlarınıza,oğulla rınıza öğretiniz,çünkü bunlar hem salattır,hem Kur'an'dır."
"Sure-i Bakara'nın sonundaki ayetler bana arşın altındaki hazineden verildi.Onlar benden evvel hiç bir nebiye verilmemiştir."
"Bir insan bu ayetleri geceleyin okursa bir muradına kifayet eder.O gece o eve şeytan giremez."
Bu ayet-i kerimelerin okunmasına gerek gece gerek gündüz olsun devam edilmelidir.Bu ayetler hakkında Cenab-ı Peygamber Efendimizin çok müjdeleri vardır.



Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: hacerül esvet - 19 Temmuz 2009, 08:38:33
ALLAH RAZIOLSUN KARDEŞİM EVET AMENERRASULU AYETİ CELİLE BU GECE BİZLERE HEDİYE EDİLDİ..
Aklı başında hiçbir adam görmedik ki Bakara Suresi?nin son iki ayetini okumadan uyusun.? Bu söz Hz. Ömer ile Hz. Ali?ye (ra) aittir. Bakara Suresi?nin son iki ayetinin ne kadar önemli olduğunu Kainatın İftihar Tablosu?ndan bizzat işitmişler ve bu iki ayeti hayatları boyunca uyumadan önce okumuşlar.

Hz. Peygamber (S.A.V) ?Amenerrasulü? diye başlayan Bakara Suresi?nin son iki ayeti hakkında bakın neler buyuruyorlar: ?Her kim geceleyin Bakara Suresi?nden bu iki ayeti okursa ona yeter.? ?Allah Teala, Bakara Suresi?ni iki ayetle sona erdirdi ki, bunları bana, Arş?ın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğreniniz, kadınlarınıza, çocuklarınıza belletiniz, öğretiniz. Çünkü bunlar salattır (namazdır), hem duadır, hem Kur?an?dır.?

Efendimiz?in (sas) bu kadar önemle vurguladığı Bakara Suresi?nin son iki ayetinin meali hakikaten çok muazzam hele de bu günlerde daha da bir anlam kazanıyor. Şöyle ki; ?Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de. Onlardan her biri Allah?a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman etti. ?O?nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.? dediler ve eklediler ?İşittik ve itaat ettik ya Rabbena, affını dileriz, dönüşümüz Sana?dır.

Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbena! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma. Ya Rabbena! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ya Rabbena takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma. Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize. Sensin Mevlamız, yardımcımız. Kafir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize.?

Şimdi teklifimizi yapalım: Efendimiz?in buyurduğu gibi bu iki ayeti bir hafta içinde bilmiyorsak önce kendimiz öğrenelim sonra eşlerimize, çocuklarımıza öğretelim ve bugünden itibaren her gece yatmadan önce mutlaka okuyalım.  


Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: prenses - 05 Nisan 2010, 14:52:52
BUGÜNKÜ ÖDEVİMİZ.

YASİN SURESİNİN TEFSİRİ,


YÂSÎN SURESİ
Sure Hakkında Bilgi
Sure ismini, iki harften ibaret olan ilk ayetten almıştır. Bu sureye "Kalbü'l-Kur'an" (Kur'an'ın kalbi), "el-Azıme" (Büyük, yüce sure), "el-Muımme (dünya ve ahiret hayrını yaygınlaştıran), "el-Müdâfi'a" (dünya ve ahiret sıkıntılarını, korku ve kötülükleri uzaklaştıran), "el-Kadıye" (istek ve ihtiyaçları yerine getiren) isimleri de verilmiştir. "Yâ-sîn", huruf-ı mukatta'adandır. Bunların gerçek anlamını Allah bilir. Ancak "Yâsîn"in Arap dilinin Tayy kabilesi lehçesinde ("ya enis"in kısaltılmışı olarak) "ey insan!" anlamına geldiği ve bununla Hz. Peygamber'e hitap edilmiş olduğu genellikle kabul edilir.1 Yâsîn suresi 83 ayettir. Mekke'de, Cin suresinden sonra inmiştir. 45. ayetinin Medine'de indiğine dair rivayet vardır. Mushaftaki resmi sırası itibarıyla 36., iniş tarihine göre ise 41. suredir. Yâsîn suresi Kur'ân'ın kalbi kabul edilmiş ve Müslümanlar arasında ayrı bir özellik kazanmıştır. Bu surenin faziletiyle ilgili birçok hadis nakledilmiştir. Bunların bazılarında Peygamberimiz (s.a.), Yâsîn okuyanın çok sevap kazanacağını, mağfiret olunacağını, sabahleyin bu sureyi okuyana kolaylık verileceğini, gece okuyanın bağışlanmış olarak sabahlayacağını bildirmiştir. Başka bir hadislerinde de şöyle buyurmuştur: "Yâsîn, Kur'an'ın kalbidir. Sadece Allah'ı ve ahiret yurdunu isteyerek onu okuyan kimseyi Allah mağfiret eder. Ölmüşlerinize Yasin okuyunuz."2 Bilginlerden bazıları da, bu tür hadislerin ışığında, herhangi bir zor iş için Yâsîn okunursa, Allah'ın o işi kolaylaştıracağını; ölünün başında okunursa, üzerine mağfiret ve rahmet ineceğini, ölmekte olan kimsenin ruhunun alınmasını kolaylaştıracağını söylemişlerdir. Fazileti hakkındaki bu hadislerden dolayı Yâsîn, hastalara, can çekişme halinde bulunanlara okunur. Belirtmek gerekir ki, Kur'an veya herhangi bir suresinin faziletleri ile ilgili açıklamaları değerlendirirken, bu konudaki temel ilkenin göz önünde tutulması gerekir; bu ilke şudur: Kur'an okumaktaki asıl maksat, bir takım maddi sonuçlar beklemek veya manevi tasarruflarda bulunmayı ummak değil, onu anlamak ve gereğini yapmaktır.

Yasîn.
Vel kur'anil hakîm.
İnneke le minel murselîn.
Ala siratim mustekîm.
Tenzilel azizir rahîm.

(2-4) (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
Bir sıratı müstakîm üzerindesin
(5-6) Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

ARKADAŞLAR HERGÜN BİRAZ BİRAZ MEALİNİ YAZARSANIZ HEP BİRLİKTE ÖĞRENMİŞ OLURUZ.
NASİBİM SENDEN TEFSİRİNİ,MEALİNİ ÖZELLİKLE BEKLİYORUM...
SEVGİLER
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: gedai - 05 Nisan 2010, 15:04:21
İlham ve vesvese

İslâm alimleri arzu ve yönelmeyi kamçılayan iç sesleri iki kısımda incelerler. Bir kısmı, kötülüğe, şerre davet ederken, diğer bir kısmı iyiliğe, hayra davet eder. Bu seslerin, vicdan ve sağduyu diye de adlandırılan hayra davet edici türüne “ilham”, şerre davet eden türüne “vesvese” denir. İlham melek tarafından, vesvese ise şeytan tarafından telkin edilir.

Büyük hadis alimimiz Tirmizî Hazret-leri’nin rivayetine göre Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz buyurmuştur ki:

“Şeytan da melek de insanoğluna sokularak onun kalbine birtakım şeyler atarlar. Şeytanın işi kötülüğe çağırmak, sonu fena ve zararlı olan şeylere teşvik etmek ve hakkı yalanlamak, haktan uzaklaştırmaktır. Meleğin işi, hayra çağırmak ve hakkı doğrulamaktır.

Kim içinde hakka, hayra, iyiliğe çağıran bir ses duyarsa, bilsin ki bu Allah’tandır ve hemen Allah Tealâ’ya hamd etsin. Kim de içinde şer ve inkâra çağıran bir fısıltı duyarsa ondan uzaklaşsın ve hemen şeytandan Allah’a sığınsın.”
Efendimiz s.a.v. böyle buyurduktan sonra şu ayet-i kerimeyi okumuştur: “Şeytan sizi fakirlikle korkutur. Size kötülüğü emreder.” (Bakara, 268)

Şeytanın tek silahı

Bilindiği üzere şeytanın tek gayesi insanı kendisi gibi cehenneme sürüklemektir. O, bu gayesine ulaşmak için Cenab-ı Hak’tan izin almış ve şöyle demiştir: “Öyleyse beni azdırmana karşılık yemin ederim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra onların önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen de çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.” (A’raf, 16-17)
Şeytan, gelecek endişesine sevk etmekle dünya tutkusunu artırır. Olan bitenle aldatarak dinde şüpheye düşürür. Günah ve kötülükleri güzel gösterir ve böylece yaklaşır.

Ancak şeytan bunların hiçbirini kendini göstererek yapmaz. Çünkü o vakit hiç kimse ona uymaz. Hal böyle olunca çeşitli hile ve aldatmalara başvurur. Gizlenmiş, maskelenmiş bir şekilde siner, durmadan fısıldar.

Sevgili Peygamberimiz s.a.v. şeytanın nasıl bir hilebaz, ne tür bir vesveseci olduğunu şöyle bildiriyor: “Muhakkak ki şeytan, ademoğlunun bütün yollarında oturur. Önce İslâm yolu üzerinde oturur ve ona (vesvese vererek) der ki: ‘Ananın babanın dinini terk edip müslüman mı olmak istiyorsun?’ Kul onu dinlemez müslüman olursa, bu sefer de (İslâm uğruna hicret etmesini önlemek için) hicret yolu üzerine oturur ve ona (yine vesvese verip) der ki; ‘Şu vatanını, şu havayı terk edip nereye gideceksin?’ Eğer onu dinlemez de hicret ederse, bu sefer cihat yolu üzerine oturur. Der ki: ‘Savaşmak, öldürmek ve nihayet ölmek değil mi? Sonuçta ailen ve servetin başkalarına kalacak değil mi?’ Kim şeytanın vesvesesine kapılmadan cihada gider de ölürse, onu cennetine koymak, Allah Tealâ üzerine hak olur. Eğer düşman tarafından öldürülürse, cennetlik ve şehit olur. Cihada giderken hayvanından düşüp ölse dahi Allah onu cennetine koyar.” (Ahmed b. Hanbel, Neseî)

İlk vesvese

Kur’an-ı Kerim, şeytanın vesvesesine maruz kalan ilk insanların atamız Hz. Adem ile Hz. Havva annemizin (selam üzerlerine olsun) olduğunu şöyle kaydeder: “Derken, şeytan onların kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini açmak için ikisine de vesvese verdi ve şöyle dedi: Sizi Rabbiniz başka bir şey için değil, sırf melek olacağınız yahut ebedi şekilde kalanlardan olacağınız için bu ağaçtan uzak tuttu.” (A’raf, 20)

Halbuki Cenab-ı Hak: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun.” (Tâhâ,117) diye uyarmıştı. Buna rağmen şeytan vesvesesini kullanarak onları bu ağacın meyvesinden yemeye ikna etti. Bu da onların cennetten çıkarılmalarına sebep oldu.
Şeytanın apaçık düşman olduğu konusunda Hz. Adem Aleyhisselam’dan günümüze kadar tüm insanlar uyarılmışlardır. Cenab-ı Hak bunu şu ayet-i kerimesiyle teyit eder: “Ey ademoğulları! Şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır demedim mi?” (Yasin, 60)

Vesveselerden sorumlu muyuz?

Aklımıza şu soru gelebilir: Vesvese kötü bir şey olduğuna göre, kalbimize gelen vesveselerden acaba hesaba çekilecek miyiz?

Bu soruyu doğru cevaplayabilmek için bir iş gerçekleşmeden önce kalpte cereyan eden dört aşamadan söz etmek gerekir: Bunlardan ilki kalbe bir hâtırın gelmesi, bir sözün, düşüncenin kalpte harekete geçmesidir. İkincisi buna karşılık bir meyil olması, heyecan duyup, rağbet edilmesidir. Üçüncüsü, kalbin bu işi yapma üzerine hükmetmesi, son kararını vermesidir. Dördüncüsü ise azmetmek, ameli hayata geçirmek için kalben niyet etmektir.

Kalbin ilk iki hali olan hâtır ile meyil irade dışı meydana geldikleri için bir sorumluluğa yol açmazlar. Sevgili Peygamberimiz’in: “Allah Tealâ ümmetimi, hatırlarına gelen şeyleri yapmadıkları veya konuşmadıkları sürece o şey yüzünden hesaba çekmeyecektir.” (Buharî) hadisi buna delildir. helal birtanesin elsglk
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: gedai - 05 Nisan 2010, 15:15:30
76- Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten Biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

77- İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.

78- Kendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"

79- De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir."

80- Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.

81- Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.

82- Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.

83- Herşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne Yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz.
/size]
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 05 Nisan 2010, 20:09:31
BUGÜNKÜ ÖDEVİMİZ.


Yasîn.
Vel kur'anil hakîm.
İnneke le minel murselîn.
Ala siratim mustekîm.
Tenzilel azizir rahîm.

(
ARKADAŞLAR HERGÜN BİRAZ BİRAZ MEALİNİ YAZARSANIZ HEP BİRLİKTE ÖĞRENMİŞ OLURUZ.
NASİBİM SENDEN TEFSİRİNİ,MEALİNİ ÖZELLİKLE BEKLİYORUM...
SEVGİLER


 elsglk prex

dersimi yapcam tamam.. monre
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 05 Nisan 2010, 20:29:59
BUGÜNKÜ ÖDEVİMİZ.


Yasîn.
Vel kur'anil hakîm.
İnneke le minel murselîn.
Ala siratim mustekîm.
Tenzilel azizir rahîm.

(
ARKADAŞLAR HERGÜN BİRAZ BİRAZ MEALİNİ YAZARSANIZ HEP BİRLİKTE ÖĞRENMİŞ OLURUZ.
NASİBİM SENDEN TEFSİRİNİ,MEALİNİ ÖZELLİKLE BEKLİYORUM...
SEVGİLER


 elsglk prex

dersimi yapcam tamam.. monre

bunu eskiden LATİF ABİM VERİRDİ BANA ÖDEV DİYE SANA MI DEVRETTİ YOKSAM



1-Yasin..(hocamızın dediğine göre ey insan demektir.)


2-vel ::için
kuranil::Kuran hakkı
hakiym:Hikmetsahibi

3-inneke:.sen muhakkak
le minel murseliyn::gönderilen peygamberlerdensin

4-alasıratın :.yol üzerindesin
mustakıym ::dogru

5-tenziylel.:indirdigidir
aziyzirrahiym::Aziz olan Allahın

Tefsiri


1-Yasin..(hocamızın dediğine göre ey insan demektir.)
2-Allahın Kuran üzerine yeminidir.Yüce Allahımız Hz Muhammedin (sav)peygamber olduguna burada yemin etmiştir.
3-kureyş kafrler sen peygamber degilsin demişlerdi.
Bunun üzerine Yüce Allah, hakim olan Kur'an'a yemin edip Hz. Muhammed (s.a.v.)'in peygamberlerden olduğunu bildirdi

4-Doğru yoldan herhangi bir sapma bulunmayan yol üzerindesin. Bu yol İslam dinidir diyor efendimize Yüce Allah

 prex

dersimi yaptım gid,yorum bye2.gif
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 05 Nisan 2010, 20:33:20
nereyemi gidiyorum eee sırf meal arapca calışmamız yok demi ama
 tesbihat var günde 600 tane cekiyoruz 6Esma diyoruz adına
sükür namazları var. kazalar var evvabin namazı var.

heee birde webtasarım yakında onlarıda yayınlıycam burada yaptıgım siteleri, yani.

 prex monre  zxc

Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: mrkydr - 06 Nisan 2010, 08:46:01
 prex nasx ellerinze sağlık ..devam inşşşşşşş.. a.r.o
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: gullerhurmetine - 06 Nisan 2010, 08:48:09
he saç saç yaptıklarını da sevabı boşa getsin :(
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 06 Nisan 2010, 08:53:46
he saç saç yaptıklarını da sevabı boşa getsin :(




hürmet Allah kalbimi biliyor belki örnek oluruz diye yazıom

seninde ne cektiklerini bilsek belki özeniriz demi ama.
belki bugünden kuşluk namazına baslayanlar olur.

 13 13 199 webmaster


 

Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: gullerhurmetine - 06 Nisan 2010, 08:56:34
yook aman bilm esinler biz nakşiyiz gizlidir ya ablam örnek olmaya gerek yok insanlar beli yaşa geldimi herşeyi biliyor lakin işlerine gelmiyor bak kuşluk dedinde kılalım bari dimi bak bunlar olur ama tesbihat.(http://smilies.sofrayt.com/fsc/nono.gif)(http://smilies.sofrayt.com/fsc/nono.gif)

Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 06 Nisan 2010, 08:59:49
yook aman bilm esinler biz nakşiyiz gizlidir ya ablam örnek olmaya gerek yok insanlar beli yaşa geldimi herşeyi biliyor lakin işlerine gelmiyor bak kuşluk dedinde kılalım bari dimi bak bunlar olur ama tesbihat.(http://smilies.sofrayt.com/fsc/nono.gif)(http://smilies.sofrayt.com/fsc/nono.gif)





Pir babamız uçan kuşa verin tesbihatı korkmayın diyormuş sen ne diyon


 

Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: mrkydr - 06 Nisan 2010, 09:05:38
burda yabancımı var hürmetttttttttttt   bee.gif window.gif
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: gullerhurmetine - 06 Nisan 2010, 09:06:09
GİZLİ ZİKİR: ZİKRİN EN HAYIRLISI
AZ UZUN AMA FAYDALI OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM  nasx zxc
Zikirde esas olan gizliliktir. Çünkü zikredilen zat Allahu Tealâ’dır. O, kula şahdamarından daha yakındır. Bir defasında yolculuk esnasında Ashab-ı Kiram’ın yüksek sesle tekbir getirdiğini işiten Rasulullah A.S. Efendimiz, onları şu şekilde uyarmıştır:

“Böyle sesinizi yükseltip kendinizi yormayın. Siz kulağı sağır veya uzaktaki birisini çağırmıyorsunuz. Sizler, gizli açık her şeyinizi işiten, size çok yakın olan ve hep sizinle beraber bulanan Allah’ı zikrediyorsunuz.” (Buharî, Müslim, Ebu Davud)

Cenab-ı Hak kulun kalbine nazar etmekte ve onun içinden geçen düşünceleri bilmektedir. Bu durumda sesi yükseltip O’na bir şey duyurmaya hacet yoktur. Esas mesele kalbin uyanması ve Allah’a yönelmesidir.

Gizli zikir iki şekilde olur. Birincisi sadece kalple yapılır, ikincisi kalp ve dille yapılır. Ancak dilin katıldığı zikirde ses yükseltilmez, sadece kendi duyacağı kadar söylenir. Gizli zikir Rasulullah A.S. Efendimiz tarafından en hayırlı zikir olarak tanıtılmıştır. (Ahmed, Ebu Ya’la, İbnu Hıbban)

Kudsî hadiste, “Kulum beni gizlice içinden zikrederse, ben de onu zatımda zikrederim.” buyurulmuştur. (Buharî, Müslim)

Gizli zikri tercih eden arifler, işe kalpten başlamaktadır. Zikir ilk safhada sadece kalp ile yapılmaktadır. Zikir için Allah lafzı tercih edilmektedir. Dil damağa yapışık halde tutulup, kalp ile “Allah... Allah...” diyerek zikir çekilmektedir. Allah lafzı, Alemlerin Rabbi Yüce Yaratıcımız’ın özel ismidir. Diğer bütün ilâhi isimleri içinde toplamaktadır. Bu ism-i şerifle zikir çekildiğinde, bütün ilâhi isimlerin tecellisine ulaşılmış olmaktadır. Bu zikir kalp, ruh, sır, hafi, ahfa ve nefs latifeleri üzerinde çekilerek vücuda tam yerleştiği zaman, zikirlerin en faziletlisi olan “lâ ilâhe illallah” zikrine geçilmektedir. Ancak bu zikir kalp ve dil ile birlikte çekilmekte ve böylece bütün vücut zikre katılmış olmaktadır.

Gavs-ı Sânî (k.s) Hz.leri, bir sohbetlerinde zikir hakkında şöyle buyurdular:

“Zikir kalbin gıdasıdır; gıdasını almayan kalp zayıflar, sonra ölür. Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir, tatlanır, manen hayat bulur. Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir. Rabbü’l-Alemin:

“Dikkat edin, uyanık olun; kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur,” buyurmuştur.” Ra'd 28


Hak dostlarının temel prensiplerinden birisi de “Vukuf-i Adedî” dir.

Manası, zikirde mürşidin tespit ettiği sayıya dikkat etmek, ölçüyü korumak, usule uymak, gerçek hedefe yönelmek ve böylece kalbi uyandırıp Yüce Allah ile huzura ulaşmaktır. Kısaca usulünce ilacı içip şifa bulmaktır.Her işte usül esastır. Usül işin temelidir. Arifler şu prensipte söz birliği etmişlerdir: “Usülsüz vusül olmaz.” Yani, usüle uymayan hedefe ulaşamaz.Bu yolda hedef Yüce Allah’tır. Usül ise edebe uymaktır. Edep, lazım olanı yapmaktır. Bu yolda neyin lazım olduğunu rehber belirler. Rehber Kur’an ve Sünnet’tir. Alimler Kur’an ve Sünnet’in tercümanıdır. Yolcuya düşen rehberine uymaktır.

Arifler vukuf-i adedî prensibini Kur’an ve Sünnet’ten almışlardır. Onunla hak yolcularına bir çok edep ve usul öğretmişlerdir. Bu usüller delil ve tecrübeye dayanır. Bu prensibin izahı içinde şu sorulara cevap bulacağız
GENEL ZİKİR, ÖZEL ZİKİR

Zikirde sayı önemli midir? Herkes istediği şekil, usul ve sayıda Yüce Allah’ı zikredemez mi? Gaye sayı mıdır, zikir midir? Zikirden gaye nedir? Mürşidlerin belirlediği zikrin dışına çıkan bir mürid niçin zarar görür? Çok zikirden zarar gelir mi? Farklı zikir yapan çarpılır mı? Zikir çekmeyen terbiye olmaz mı? Zikir vazifesi ne zaman biter?

Zikir, genel ve özel olarak iki şekilde yapılabilir. Genel zikir bir zaman ve sayı belirlemeden günlük yaşantı içinde devamlı zikir ve fikir halinde olmak ve kalben Allahu Tealâ ile huzur halini muhafaza etmektir. Bu herkesin ilâhi sevgisine, ilmine, terbiyesine, tefekkür kabiliyetine ve manevi nasibine göre değişir. Yatarken, kalkarken, yerken, içerken, vasıtaya binerken, eve, camiye, işyerine girip çıkarken, bir işe başlarken, acı-tatlı olaylarla karşılaşıldığında öğretilen zikirleri yapmak bu kısma girer. Bu tür zikirler günlük virdden ayrıdır, yapılan amelin edebidir.

Özel zikir ise zamanı, sayısı ve şekli belirlenerek yapılan zikirlerdir. Bunların bir kısmını Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz öğretmiştir. Bize onları öğretildiği gibi yapmak düşer. Fayda ve fazilet bundadır. Aksini yapan hayırdan mahrum olur, vebale girer, zarar eder.
ŞEKİL VE SAYILAR NEDEN ÖNEMLİ?

Mesela, Efendimiz s.a.v. farz namazlardan sonra otuzüç’er defa “sübhanellah”, “elhamdülillah” ve “Allahu ekber” zikirlerinin yapılmasını ve bunun “lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike leh” zikriyle yüze tamamlanmasını tavsiye buyurmuştur. Buna aynen uyulmalıdır. Bu zikirler namazın peşinden yapıldığında sayısı bellidir. Bu sayıdan az veya çok yapmak uygun değildir. Onları otuzbeşe çıkaran kimse zarar ettiği gibi, otuzikide bırakan da zarardadır.

Bazı zikirlerde fazilet sayıya bağlanmıştır. Sayıyı korumayan kimse fazileti kaçırır. Yüce Allah’ı zikirden zarar olmaz diye bu sayıyı artırmaya çalışmak doğru değildir. Bu, şeytanın oyunudur. Çünkü şeytan kula emredilen bir ibadeti hepten terk ettiremezse, onu istenenden az veya çok yaptırarak faziletini yok ettirir. Kulluğun esası, Allah ve Rasülü tarafından istenileni yapmaktır.

Dinimizin vaktini, şeklini ve rekâtlarını belirlediği namazlar da bu kısma girer. Onlarda kendi akıl ve tercihimizle artırma, eksiltme yapamayız. Ezan, kamet, teşrik tekbirleri, telbiye gibi şekli belirtilen zikirler de böyledir.

VİRD NEDİR?

Özel zikirlerin bir kısmı alim ve ariflerce tespit edilmiştir. Bu tür zikirler, yapanların tercihine bırakılmıştır. Onlar, “Allah’ı çokça zikredin” emrine girer. Bu zikirlerin zamanı, sayısı, şekli ve yapılma usulü ariflerin içtihadına dayanmaktadır. Terbiye sahasında müçtehid olan kâmil mürşidlerin içtihat yetkisi vardır. Onlar bu zikirleri bir delil, müşahede ve tecrübeyle ortaya koymuşlardır.

Tasavvuf terbiyesinde işte bu zikre “vird” denir. Vird, her gün belirli zaman dilimi içinde yapılmak üzere belirlenmiş vazifelerdir. Bunlar, “Allah”, “lâ ilâhe illallah” gibi zikir lafızları yanında, namaz, Kur’an, salât u selam, tefekkür, murakabe ve rabıta gibi vazifelerdir. Bu vazifeler dinin övdüğü zikirler ve ameller içinden seçilmiştir. Onları ya ehli olan bir kimse kendi başına seçip uygular. Ya da bu vazifeler bir ehil mürşide tabi olunarak onun nezaretinde yapılır.

Bu zikirleri tek başına yapan kimse alim, arif, kâmil ve tecrübeli olmalıdır. Yoksa işi zor, tehlikesi çok olur. Çünkü zikirler farklı faydaları ve neticeleri olan ilaçlar gibidir. Ehil olmayan kimse kalbe ilaç olacak zikri seçerken yanılabilir, uygulamada yanlışlık yapabilir, sırayı karıştırabilir. Ayrıca, tek başına çekilen bir zikre şeytan müdahele edip edebini çiğnetebilir, safiyetini bozabilir, hedefini değiştirebilir.

Kâmil bir mürşidin terbiyesine giren kimse ise bu tür durumlarla yalnız değildir. Kâmil mürşid, manevi hastalıklarda mütehassıs doktordur. O, hangi manevi hastalığa ne tür bir zikrin ilaç olacağını bilir.

Günlük vird ilaç gibidir. Bu ilacın ne zaman ne kadar alınacağını manevi doktor olan mürşid belirler. Hastaya ilacı reçeteye uygun olarak içmek düşer. Kâmil mürşid, vird verdiği kimseye sevgi ve feyiz de verir. Onu kontrol eder. Dua ile destekler. Şeytanın tuzaklarını tanır, hilelerini bilir. Onun zikri kullanıp müridi düşürebileceği benlik, ibadetine güvenme, insanları küçük görme, Allah rızasını unutup keşif keramet gibi şeylere yönelme tehlikelerine karşı tedbir alır.

Mürşidin feyzi ve faydası müritteki samimiyet, itaat, gayret ve edebe bağlıdır. Mürşidin verdiği zikri beğenmeyen, onu yeterli görmeyip az veya çok bulan, başka zikirlere heves eden kimse, gizli bir muhalefet içindedir. Bunda ayrıca mürşidine karşı bir itimatsızlık ve ciddiyetsizlik mevcuttur. Bu durumdaki bir kimsenin mürşidden alacağı feyzi kesilir, kalbi karışır, terbiye yolu tıkanır, amel aşkı söner, hizmet heyecanı biter. Eğer durumunu mürşidi ile istişare etmez ise, bir zaman sonra onu terk eder; aklı, nefsi ve şeytanı ile baş başa kalır.

ZİKİRDE ASIL HEDEF

Arifler, zikirde verilen sayıya dikkat etmekle birlikte, asıl hedefin sayı değil, kalp huzuru ve ahlâk güzelliği olduğunu belirtmişlerdir. Büyük veli Alauddin Attar k.s. zikirden maksadın ne olduğunu şöyle açıklar:

“Zikirde sayının çok olması önemli değildir. Asıl önemli olan, kalbin zikrettiği Yüce Rabbi ile huzur bulmasıdır. Zikrin fayda vermesi ve kulda eserini göstermesi için bu gerekir. Zikrin tesiri önce kalpte, sonra bedende olur. Gerçek zikir kalpte Allah’tan gayri her şeyi siler, temizler. Kalpte ilâhi cezbe, aşk, tecelli ve birlik hasıl olur. Bu zikir sayesinde insan ilâhi tecellilere ulaşır, marifete erişir, ilm-i ledün sahibi olur.”

Nakşî yolunun piri Şah-ı Nakşibend k.s. de vukuf-i adedîyi ledün ilminin başlangıcı görür ve der ki:

“Gizli zikri bu usul üzere çekenler, bütün benliklerinde Yüce Allah’ın azametini hissederler, O’nun tecellilerini bütün eşyada müşahede ederler.”

Bu neticeye uygun olarak arifler zikri tek sayılar üzerinde yapmayı tavsiye ederler. Mesela bir nefeste üç, beş, yedi veya yirmi bir kere zikretmeli, zikri tek sayılarda bitirmelidir.

NE ZAMANA KADAR ZİKİR?

Arifler der ki: Zikrin sayısı ve şekli değişebilir, fakat kuldan hiçbir zaman zikir vazifesi düşmez. Bu vazife ölene kadar sürer. Berzah ve ahiret aleminde de devam eder. Ayrıca, zikir ne kadar yüksek olursa olsun, kuldan hiçbir ibadeti düşürmez. Gerçek zikir, ibadetlere lezzet katar, kalbi destekler, kulu istikamet üzere tutar.

Bazıları, her şey zikirden ibarettir diyerek, bütün ibadetleri terk etmişlerdir. Bu büyük bir hatadır. Böyle düşünmek haramdır. ‘Biz zikir ile ulaşacağımız yere ulaştık, artık namaz, oruç, hac gibi ibadetlere gerek yok. Haramlar da bize zarar vermez, asıl hedef kalp huzurudur’ diyenlere büyük veli Cüneyd-i Bağdadi k.s. şu cevabı vermiştir:

- Evet ulaştılar, ama cehennem ateşine! (İbnu Acibe, İkazu’l-Himem)

Şu uyarı da onun:

“İşin başında Allah ile arasındaki hukuku sağlam ve güzel yapmayan kimse, manen ilerleyemez. Bu vazifelerin başında farzları yapmak, haramlardan kaçınmak, günlük virdlere devam etmek, fazilet olan işlere sarılmak, şüphelerden kaçınmak gelir. Kim bunları yerine getirirse, bundan sonrasını Allah kendisine ikram eder.” (Hânî, el-Kevakibü’d-Dürriyye)

Büyükler, kim mürşidinin sırrına ulaşmak istiyorsa virde sarılsın. Çünkü mürşidin sırrı onda gizlidir, demişlerdir.

Bir adam Cüneyd-i Bağdadi k.s.’nin elinde tesbih gördü. Hayret etti ve: “Sen bu derece yüksek şeref ve makam sahibi bir insan iken, hâlâ elinde tesbih mi taşıyorsun?” diye sordu. Büyük arif adama döndü ve dedi ki:

- Evet tesbih taşıyorum. O benim bu makamlara ulaşma sebebimdir. Onu hiçbir zaman terk etmem.” (İkazu’l-Himem)

Sabit el-Benanî k.s.’nin oğlu anlatır:

Vefatı yaklaştığında babamın yanına vardım. Kendisine kelime-i tevhidi telkin etmek istedim. “Babacığım lâ ilahe illallah de!” diye hatırlatmada bulundum. Bana dönerek: “Oğlum! Beni kendi halime bırak. Ben şu anda günlük altıncı virdimi yapmakla meşgulüm.” dedi. (İbnu’l-Cevzî, Sıfatu’s-Safve)
Kaynak
Dr. Dilaver selvi
KAYNAKLARI İLE TASAVVUF KİTABINDAN ALINTIDIR
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: mrkydr - 06 Nisan 2010, 09:09:37
Az uzun muuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu.. zxc deli window.gif bee.gif
okurken en iyi şey tatlı yemek sanırım yoksa oku oku bitmez....... biggrin biggrin biggrin
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: gullerhurmetine - 06 Nisan 2010, 09:10:47
az konu saptı ama sapanadil saptırana bakcen  sen hemi oku hemide datlını yiiiii
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: mrkydr - 06 Nisan 2010, 09:14:27

“Zikir kalbin gıdasıdır; gıdasını almayan kalp zayıflar, sonra ölür. Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir, tatlanır, manen hayat bulur. Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir. Rabbü’l-Alemin:


“Dikkat edin, uyanık olun; kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur,” buyurmuştur.” Ra'd 28

 tesekkürler hürmet  birtanesin
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: nisan - 06 Nisan 2010, 13:09:03
YASİN SURESİ

Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

1- Yasîn.

2- Andolsun hikmetli Kur'an'a,

3- Gerçekten sen, gönderilen (elçi)lerdensin.

4- Dosdoğru bir yol üzerinde(sin).

5- (Kur'an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah')ın indirmesidir.

6- Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin).

7- Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar.

8- Gerçekten Biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.

9- Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

10- Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

11- Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.

12- Şüphesiz Biz, ölüleri Biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini Biz yazarız. Biz herşeyi, apaçık bir kitapta tespit edip korumuşuz.

13- Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti.

14- Hani onlara iki (elçi) göndermiştik, fakat ikisini yalanlamışlardı. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik; böylece dediler ki: "Şüphesiz biz, size, gönderilmiş elçileriz."

15- Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz."

16- Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilir."

17- "Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur."

18- Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azap dokunacaktır."

19- Dediler ki: "Uğursuzluğunuz, sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz."

20- Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.

21- "Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir."

22- "Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim? Siz O'na döndürüleceksiniz."

23- "Ben, O'ndan başka İlahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler."

24- "O durumda ise, gerçekten ben apaçık bir sapıklık içinde olmuş olurum."

25- "Şüphesiz ben, sizin Rabbinize iman ettim; işte beni işitin."

26- Ona: "Cennete gir" denildi. O da: "Keşke benim kavmim de bir bilseydi" dedi.

27- "Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını."

28- Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik.

29- (Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.

30- Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

31- Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.

32- Ancak onların hepsi, toplanmış olarak Huzurumuz'a getirilmişlerdir.

33- Ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.

34- Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık:

35- Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı?

36- Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir.

37- Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp yüzeriz, hemen artık karanlıkta kalıvermişlerdir.

38- Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir.

39- Ay'a gelince, Biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (döner).

40- Ne Güneş'in Ay'a erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.

41- Onların soylarını dolu gemilerde taşımamız da kendileri için bir ayettir.

42- Ve onlar için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da.

43- Eğer dilersek onları batırır-boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler.

44- Ancak Bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.

45- Onlara: "Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz" denildiğinde, (dinlemeyip inkara devam edenler).

46- Onlara, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyi görsün, mutlaka ondan yüz çevirirler.

47- Ve onlara: "Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin" denildiği zaman, o inkar edenler iman edenlere dediler ki: "Allah'ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz."

48- Ve derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azap) ne zamanmış?"

49- Onlar, yalnızca tek bir çığlıktan başkasını gözetmezler, onlar birbirleriyle çekişip-dururken o kendilerini yakalayıverir.

50- Artık ne bir tavsiyede bulunmağa güç yetirebilirler, ne ailelerine dönebilirler.

51- Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler.

52- Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş".

53- O, yalnızca bir tek çığlıktan başkası değildir; artık onların hepsi toplanmış olarak Huzurumuz'a getirilmişlerdir.

54- İşte bugün hiç kimseye (hiç)bir şeyle zulmedilmez ve siz de yaptıklarınızdan başkasıyla karşılık görmezsiniz.

55- Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler.

56- Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.

57- Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları herşey onlarındır.

58- Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır).

59- "Ey suçlu-günahkarlar, bugün siz bir yana çekilin."

60- "Ey Ademoğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;"

61- "Bana kulluk edin, doğru yol budur."

62- Andolsun o, sizden birçok insan-neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?

63- İşte bu, size vadedilmiş cehennemdir.

64- İnkar etmenize karşılık olmak üzere bugün oraya girin.

65- Bugün Biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri Bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir.

66- Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır-kör ederdik, böylece yola dökülüp-koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?

67- Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.

68- Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?

69- Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

70- (Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kafirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).

71- Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik oluyorlar.

72- Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar.

73- Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi?

74- Yardım görürler umuduyla, Allah'tan başka İlahlar edindiler.

75- Onların (o İlahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir.

76- Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten Biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

77- İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.

78- Kendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"

79- De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir."

80- Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.

81- Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.

82- Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.

83- Herşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne Yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz.

Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: Gülce - 06 Nisan 2010, 13:10:44
Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir, tatlanır, manen hayat bulur. Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir.
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: ases - 06 Nisan 2010, 18:04:42



 nasx; İSTERSENİZ KALDIĞIMIZ YERDEN DDEVAM EDELİM
BEN TÜRKCE KAREKTERLE ARAPCASINI YAZAYIM SEN MEALİNİ,
VE YA TEFSİRİNİ YAP UYGUNMU ?

Bismillahirrahmanirrahim..................!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!



Yasin suresi; 4,5,6,7,8,9,10.cu ayetler.....!!!!!


4-)   Tenzilel azizirrahiym,
5-)   Litunzira gavmemma unzia abaühüm fehüm ğafilun,
6-)   Legad  haggal gavlu ala ekserihim fehümla yu,minun,
7-)   İnna cealna fi eğnagıhim eğlalen fehiye ilel izgani fehüm mügmehun,
8-)   Vecealna minbeyni eydihim seddev vemin halfihim sedden feağşaynahüm,
       fehüm la yübsirun,
9-)   vesevaün aleyhim e,enzertehüm emlem tünzirhüm la yü minun,
10-  İnnema tünziru menitteba ahüzzikra ve haşiyarrahmane bil ğaybi
       febeşşirhü bi mağfirativ ve ecrin keriym....!!!!


      Sadakallahül azıym.


 


Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 07 Nisan 2010, 07:44:32
Tesekkürler Latif abi,AYET SIRALARI SENDE KARISIK OLMUŞ BEN SIRASI İLE GİTTİM


ÖNEMİ
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Her gece Yasîn sûresine devam edip, bu hâl üzere iken vefât eden kimse şehid olur.


Bismillahirrahmanirrahim


1. tenzîle : indirildi
2. el azîzi : azîz, güçlü, üstün olan
3. er rahîmi : rahmet nuru gönderen, Rahîm esmasıyla tecelli eden





TEFSİRİ:
Bu Kur'ân'ın indirilişinin

hikmeti korkutup sakındırman için. Yani bu dünyanın bir âhireti bulunduğunu, sonunda hep o çok güçlü ve çok merhametli olan Allah'ın huzuruna varılıp hesap verileceğini, doğru yoldan gitmeyenlerin, tehlikeden korunmayanların sonlarının kötü olduğunu haber verip sakındırasın diye.


ÖNEMLİ NOT:

TENZİYLEL AZİZİ RAHİYM...Bu AYETİ secdede 125 defa okursanız( namazı kıldıktan sonra yada kılmadan ilki secdede) ..bütün kötülüklerden, şerlerden görünür görünmez kaza, belalardan büyülerden, sıkıntılardan korurmuş...Rabbimin selamı rahmeti merhameti üzerimize olsun

6. Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun  

Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

1. li tunzire : senin uyarman için
2. kavmen : kavim
3. mâ unzire : uyarılmadı
4. âbâu-hum : onların babaları
5. fe : böylece
6. hum : onlar
7. gâfilûne : gâfil olanlar

TEFSİRİ:

Musa'ya Tevrat, ilk kuşakların helâk edilmesinden sonra verilmişti. O zamandan Hz. Muhammed'in peygamberliğine kadar geçen orta kuşaklar arasında İsrailoğullarına birçok peygamberler gönderilmiş olduğu halde, Araplara doğrudan doğruya bir peygamber gönderilmemiş olduğu n dan büsbütün gaflet ve dini bilgilerden mahrumiyet içindeydiler. Böylece Allah'ın rahmeti, Kur'ân'ın Arapça olmasını ve son peygamberin Araplardan gelmesini gerektirmişti.

Resulullah, "Ey kitap ehli! Peygambe r lerin arasının kesildiği bir dönemde bize ne bir müjdeci, ne de bir uyarıcı gelmedi demeyesiniz diye, size açıkça anlatan peygamberimiz gelmiştir. İşte böylece size müjdeci de, uyarıcı da gelmiş." (Mâide, 5/19)

 "Biz hiçbir peygamberi kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın." (İbrahim, 14/4) âyeti gereğince de Araptan başlayacaktı. Çünkü bunlar büsbütün gâfildiler.
  
 
7. Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun

Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler


1. lekad : andolsun
2. hakka : hak oldu
3. el kavlu : söz
4. alâ : üzerine
5. ekseri-him : onların çoğu
6. fe : artık
7. hum : onlar
8. lâ yu'minûne : onlar âmenû olmazlar, (yaşarken) Allah'a ulaşmayı dilemezler



TEFSİRİ:

bunlara o sözün (azabın) hak olması, peygamber gönderilmeden önce değil, gönderildikten sonra Ebu Cehil gibi inad edip kabul etmeyenlere aittir, deniliyor.


o gafillerin içinden ço k larına değil, onların daha çoklarına, babalarına peygamber gönderilmiş olduğu halde, doğru yoldan ayrılmış olan pek çok kavimlere söz (azab sözü) hak olmuştur. Artık onlar imana gelmezler. Onun için korkutmaya onlardan başlamak, hikmete uygun olmaz.


  
 
8. İnna cealna fı a'nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun    




  Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır



1. innâ : muhakkak ki biz
2. cealnâ : kıldık, yaptık
3. fî a'nâkı-him : onların boyunlarında
4. aglâlen : halkalar, zincirler
5. fe hiye : böylece o
6. ilel ezkâni (ilâ el ezkâni) : çenelere kadar
7. fe hum : böylece onlar
8. mukmehûne : başları yukarı kalkık olanlar, başları yukarı kaldırılmış kimseler



TEFSİRİ:

Biz her insanın kuşunu (yaptıklarını) kendi boynuna doladık." (İsrâ, 1-7/13) âyet i gereğince denilmiştir.

Evet o kelepçeler "Allah onların kalblerini mühürlemiştir." (Bakara, 2 /7) ifadesi üzere çıkmaz bir şekilde boyunlarına geçirilmiş. Onlar; o demir çemberler, enli, dik yakalıklar halinde
 
9. Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun  



   Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler

1. ve cealnâ : kıldık, yaptık
2. min beyni eydî-him : onların elleri arasından, önlerinden
3. sedden : bir sed
4. ve min halfi-him : ve onların arkalarından
5. sedden : bir sed
6. fe agşeynâ-hum : böylece, artık onları perdeledik, örttük, kuşattık
7. fe hum lâ yubsırûne : böylece, artık onlar görmezler


TEFSİRİ:

Gerçeği görmek için etraflarına bakmazlar ve bakamazlar. Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişizdir. Kendilerini sarmışızdır da artık baksalar da görmezler.

 
10. Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü'minun  

Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.


1. ve sevâun : ve musavidir, eşittir, birdir
2. aleyhim : onlara
3. e : mi
4. enzerte-hum : onları uyardın
5. em : veya, mı
6. lem tunzir-hum : onları uyarmadın
7. lâ yu'minûne : onlar âmenû olmazlar, (yaşarken) Allah'a ulaşmayı



TEFSİRİ:
Onun için Onlara karşı birdir de ha korkutmuşsun kendilerini, ha korkutmamışsın imana gelmezler.




Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: ases - 07 Nisan 2010, 14:58:28
 200

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.

 nasx;Tesekkürler Latif abi,AYET SIRALARI SENDE KARISIK OLMUŞ BEN SIRASI İLE GİTTİM,

diyorsun ama ben yazmış olduğum Ayetleri KUR-AN,daki yazılış şekline göre yani sıralama ,
KUR-AN,daki sıralama nasılsa aynısını aktarıyorum.

MESELA ŞİMDİ 11.Cİ Ayet nasıl yazılmışsa Türkce olarak aynısını aktaracağım.


Ayetlerimize başlıyoruz ALLAH'ın izni ile,

Yasin suresi; 11-ci 12-ci 13-cü 14-cü 15-ci...Ayetler.


Bismillahirrahmanirrahim,


11-ci Ayet: İnna nahnu nuhyil  mevta venektubu ma gaddemu ve asarahum've külle,
                 şeyin ehsaynahu fi imamüm'mübin.

12-ci Ayet: vezrıblehüm meselen eshabel garyeti izca ehel mürselün.

13-cü Ayet: iz erselna ileyhimüsneyni fekezzebü hüma fe azzezna bisalisin fe galu inna
                  ileyküm mürselün.

14-cü Ayet: galu ma entüm illa beşerum mislüna' vema enzelerrahmanü min şeyin'inentüm,
                 illa tekzibun.

15-ci Ayet: Galu rabbüna yaglemu inna ileyküm le mürselün.


            Sadakallahül azıym...!


Not; benim yerime bu işi yapacak birileri var ise,buyursun gelsin, ve  G. harfi yerine K. harfi
kullanmışın lutfen harfleri değiştirmeden yazalım malumunuz olduğu üzere harf değiştimi
anlamıda değişiyor,  saygılarımla.


 

Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 10 Ekim 2010, 23:05:28
Tarih: Thu Jan 29, 2009 7:25 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
latif abi diyeyim o zaman
Allah razı olsun dersleri tekrar etmemi sagladıgın ıcın.
ve beni akıllı gördügün icin 

İlim hazine ,sual anahtarıdır


BİSMİLLAH

İnfitar suresi: 1-2-3-4-5. ayetler


İzes semaunfetaret.

iza: zaman
es semâu : gök
enfataret : yarıldığı

Ve izel kevakibunteseret.

ve iza: zaman
el kevâkibu : yıldızlar
enteseret : dağılıp döküldüğü

Ve izel biharu fucciret.

ve izâ : zaman
el biharu : denizler
fucciret : kaynatıldıgı

Ve izel kuburu bu’siret

ve izâ : zaman
el kubûru : kabirler
bu'siret : alt üst edildi ği

Alimet nefsun ma kaddemet ve ahharet.

alimet : bilir
nefsun : herkes
ma : şeyi
kaddemet : önden yolladıgı
ve ahharet :geride bıaktıgı kötülügü

Herkes ne yapıp gönderdigini ve neyi imal ettigini anlayacaktır.

 

Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: ases - 10 Ekim 2010, 23:40:38
 besmele....!
 nasibimx, yarından itibaren derslerimize başlayalım  ALLAH'ın izni ile.

 tesekkurler. 13 13 13

Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: ases - 11 Ekim 2010, 12:09:01
 besmele...!!!!



İnfitar Suresi;6,7,8,9.Ayetler...!!!


6ci Ayet ; ya Eyyuhel insanü Ma ğarrake Bi, Rabbikel keriym

7.cı Ayet ; Elleziy Halagake,Fe Sevvake Fe Adelek.

8.ci Ayet ;Fiy eyyisurratim,Maşaae,Rabbek.

9.ci Ayet ;Kella bel Tukezzibune,Biddiyn.


Sadakallahul Azıym.


Not ; Bu sure bittikten sonra diğer surelere geçeriz ALLAH izin verirse .
bendeki Tefsirde Ayet sıralaması böyle.

 kirmizigulvx6
 


Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: gedai - 12 Ekim 2010, 10:54:12
5-)   Litunzira gavmemma unzira olacak

vay bee tefsir alimleriyle aynı masadayız

yararını gördüm

selm
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: ases - 12 Ekim 2010, 12:31:44
 ggd. sana teşekkür ederim,ancak bizler Alim falan da değiliz ne yani Aalimlerin arasında kaldık,
biz burda iki yıldır kur'an ayetlerini ben Türkce karakterlerle yazıyorum nasibimde mealini yapıyor .
bunun neresi komik pekiy gel sen yap bu işi biz senden feyz alalım bilgilenelim.

2.ci olarak da senin düzeltmek lutfunda bulunduğun ayetler yasin suresinde onu yazanda ben  değilim
şimdiki nasibimin mealini yapmasını istediğim sure ise  İNFİTAR suresi hatırlatmakta yarar görüyorum.

bilgilerinize sunulur.
 bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak
 bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak
 bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 12 Ekim 2010, 16:38:05
ggd. sana teşekkür ederim,ancak bizler Alim falan da değiliz ne yani Aalimlerin arasında kaldık,
biz burda iki yıldır kur'an ayetlerini ben Türkce karakterlerle yazıyorum nasibimde mealini yapıyor .
bunun neresi komik pekiy gel sen yap bu işi biz senden feyz alalım bilgilenelim.

2.ci olarak da senin düzeltmek lutfunda bulunduğun ayetler yasin suresinde onu yazanda ben  değilim
şimdiki nasibimin mealini yapmasını istediğim sure ise  İNFİTAR suresi hatırlatmakta yarar görüyorum.

bilgilerinize sunulur.


kendi capımızda ugrasıyoruz latif abi haklı

yanlışlarımızı düzeltenlerden ALLAH RAZI OLSUN




Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 13 Ekim 2010, 07:22:00
Ya eyyuhel insanu ma garreke bi rabbikel kerim(kerimi)
                             Ey insan İhsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?

 
1.   ya eyyuha   : ey     
2.   el insânu   : insan     
3.   ma   : nedir     
4.   garre-ke   : seni aldatan     
5.   bi rabbi-ke   : Rabbine karşı     
6.   el kerimi   : kerimi bol olan   

Ellezi halakake fe sevvake fe adelek(adeleke).
O  ki seni yarattı, yapına düzen sagladı ve seni dimdik yapıp

 
1.   ellezi   : O Rabbin ki     
2.   halaka-ke   : seni yarattı     
3.   fe   : sonra     
4.   sevva-ke   : seni düzeltti     
5.   fe   : sonra     
6.   adele-ke   : ölçülü kıldı   

fi eyyi suretin ma şae rekkebek(rekkebeke).
dilediği en güzel şekli verdi
 
1.   fi eyyi suretin   : herhangi surette     
2.   ma   : şey     
3.   şae   : dilediği     
4.   rakkebe-ke   : O seni terkip edendir   


Kella bel tukezzibune bid din(dini).
Hayır hayır, siz dahda ileri giderek ceza gunune inanmıyorsunuz

 
1.   kella   : hayır     
2.   bel   :  bilakis     
3.   tukezzibûne   : siz yalanlıyorsunuz     
4.   bi ed dini   : dini   


Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: ases - 24 Ekim 2010, 12:24:40
 besmele......!

İnfitar suresi'nde kaldığımız yerden devam edelim.



9.cu  : Ayet : ve inne aleyküm le hafızıyn.

10.cu:  Ayet: kiramen katibin.

11.ci : Ayet: Yağlemune ma tefalun.

12.ci : Ayet :İnnel ebrara lefi naiym.

13.cü: Ayet :İnnel fuccara lefi cahiym.

14.cü: Ayet :Yeslevneha yevmeddiyn.

15.ci : Ayet :Vema hüm anha biğaibiyn.

***************************************

Sdakallahül azıym.

Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: ases - 25 Ekim 2010, 13:42:00
besmele......!
İnfitar suresi'nde kaldığımız yerden devam edelim.
9.cu  : Ayet : ve inne aleyküm le hafızıyn.
10.cu:  Ayet: kiramen katibin.
11.ci : Ayet: Yağlemune ma tefalun.
12.ci : Ayet :İnnel ebrara lefi naiym.
13.cü: Ayet :İnnel fuccara lefi cahiym.
14.cü: Ayet :Yeslevneha yevmeddiyn.
15.ci : Ayet :Vema hüm anha biğaibiyn.

Sadakallahül azıym.
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 27 Ekim 2010, 19:12:23



 besmele



Ve inne aleykum le hafızıne
oysa gercek su ki üzerinizde bekçiler var
 
1.   ve   : ve     
2.   inne   : şüphesiz     
3.   aleykum   : sizin üzerinizde     
4.   le   : dir     
5.   hâfızîne   : gözetleyici bekçiler   

Kiramen katibine
Degerli katipler
 
1.   kirâmen   : çok şerefli     
2.   kâtibîne   : yazıcılar var   

Yalemune ma tefalune
bütün yaptıklarınızı bilirler
 
1.   ya'lemûne   : bilirler     
2.   mâ   : her ne      
3.   tef'alûne   :  yapıyorsanız
   


İnnel ebrâre lefî naîm(naîmin).
İyiler muhakkak cennette


 
1.   inne   : şüphesiz     
2.   el ebrâre   : iyiler     
3.   le   :dedir     
4.   fî   : içinde     
5.   naîmi   : Naim Cennetinde   

Ve innel fuccare lefî cahim
kötüler ise mutlaka cehennmde
 
1.   ve   : ve     
2.   inne   :ise     
3.   el fuccâre   :  kötüler     
4.   le fî   : mutlaka     
5.   cahîmin   : alevli ateş   

Yaslevneha yevmed dini

ceza gununde oraya atılacaklar
 
1.   yaslevne-hâ   : oraya atılacaklar     
2.   yevme   : gün     
3.   ed dîni   :hesap   

Ve ma hum anha bi gaibin

ve oradan cıkarılmayacaktır

 
1.   ve   : ve     
2.   mâ   : değildirler     
3.   hum   : onlar     
4.   an-hâ   : oradan     
5.   bi gâibîne   :uzaklaşacak   
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: ases - 29 Ekim 2010, 07:24:30
 besmele....!!!

İnfitar Suresi kaldığımız yerden devam edelim.

16.cı Ayet : Vema Edrake Ma Yevmiddiyn.

17.ci Ayet : Sümme Edrake Ma Yevmiddiyn.

18.ci Ayet : Yevme, la temlikü nefsün li nefsin,şey'e vel emru yevmeizinillah.

**************************************************************

Sadakallahül Aziym.   kirmizigulvx6
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 29 Ekim 2010, 12:46:28
besmele....!!!

İnfitar Suresi kaldığımız yerden devam edelim.

16.cı Ayet : Vema Edrake Ma Yevmiddiyn.

17.ci Ayet : Sümme Edrake Ma Yevmiddiyn.

18.ci Ayet : Yevme, la temlikü nefsün li nefsin,şey'e vel emru yevmeizinillah.

**************************************************************

Sadakallahül Aziym.   kirmizigulvx6
17-Ve mâ edrâke mâ yevmud dîn(dîni).
sen ceza gününün ne oldugunu bilirmisin


 
1.   ve   : ve      
2.   mâ   : hangi      
3.   edrâ-ke   ögretti      
4.   mâ   : şey      
5.   yevmu   : gün      
6.   ed dîni   : dîn   


**************************

18-Summe mâ edrâke mâ yevmud dîn(dîni).
ve bir daha :sen ceza gününün ne oldugunu bilirmisin?


 
1.   summe   : sonra      
2.   mâ   : hangi şey      
3.   edrâ-ke   : sana ögretti      
4.   mâ   : şey      
5.   yevmu   : gün      
6.   ed dîni   : dîn   

*****************************

19-Yevme lâ temliku nefsun li nefsin şey’â(şey’en), vel emru yevmeizin lillâh(lillâhi).
.o gün kimse kimseye yardımda bulunamayacak ve
ogun hüküm sadece Allahın olacaktır.

 
1.   yevme   : o gün      
2.   lâ temliku   : sahip olamaz      
3.   nefsun   : bir kimse      
4.   li   : için      
5.   nefsin   : bir kimse      
6.   şey'en   : bir şeye      
7.   ve el emru   : ve emir      
8.   yevme izin   : o gün      
9.   li allâhi   : Allah'ın      
         
*******************************
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: ases - 31 Ekim 2010, 14:44:38
 besmele....!!!!

MÜnafigun Suresi...!

Bu Sure Medine'de Nazil olmuştur 11, Ayettir.

1. ci  :  Ayet : İzaca,eke'l Münafigune,galu neşhedü,inneke,le,Rasulullahi'Vallahü,yağlemu,
                    inneke,le,Rasuluh,Vallahü,yeşhedü,inne'l Münafigune,lekazibun.


2. ci :  Ayet İttehazü,eymanehüm,cünneten,fe,saddü,an sebiliilah' innehüm,see,makanü yağlemun.



           Sadakallahül Azıym.
Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: ases - 07 Aralık 2010, 00:03:38
besmele....!!!!

MÜnafigun Suresi...!

Bu Sure Medine'de Nazil olmuştur 11, Ayettir.

1. ci  :  Ayet : İzaca,eke'l Münafigune,galu neşhedü,inneke,le,Rasulullahi'Vallahü,yağlemu,
                    inneke,le,Rasuluh,Vallahü,yeşhedü,inne'l Münafigune,lekazibun.


2. ci :  Ayet İttehazü,eymanehüm,cünneten,fe,saddü,an sebiliilah' innehüm,see,makanü yağlemun.



           Sadakallahül Azıym.



Başlık: Ynt: Ayetlerin Meali
Gönderen: BentSahra - 20 Aralık 2015, 12:11:42
AYET
 "O (Allah) ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır." (Mülk, 67/2)