Gönderen Konu: EĞİTİM PSİKOLOJİSİ 5.ÜNİTE Kişilik Gelişimi  (Okunma sayısı 5178 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
EĞİTİM PSİKOLOJİSİ                                                                                                    sayfa1
ÜNİTE -5 KİŞİLİK GELİŞİMİ ÖZET

Kişilik gelişiminden her yıl 3-4 soru gelmektedir..!!!
KİŞİLİK NEDİR?

Kişilik, psikoloji alanında oldukça önemli bir kavramdır.
Bireyler kendilerini sıcakkanlı, açık sözlü, heyecanlı, çekingen, girişken, anlayışlı, hoşgörüsüz, güvenilir, gibi farklı biçimlerde tanımlarlar. Kişilik tanımlarında ortak olan diğer bir tema ise; insanların tutarlı, uzun süre devam eden yani oldukça kararlılık gösteren özelliklere sahip olduğudur. Yani kişilik tutarlılık özelliğine sahiptir.
KİŞİLİK GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

KARAKTER: Kişiliğin ahlaki yönüdür. Bireyin doğuştan itibaren sosyal yaşantılar sonucunda elde ettiği değerler sistemine uygun olarak gösterdiği davranışların, toplumun değerler sistemine göre değerlendirilmesi anlamını taşımamaktadır.(dürüstlük, sevecen olmak, sahtekar olmak, mücadeleci, sorumsuz olmak.)
MİZAÇ (HUY): karakter gibi kişiliğin önemli bir parçasıdır. Mizaç, kişiliğin duygusal boyutunu ve duygulanım tarzını ifade etmektedir.(sinirlilik, neşelilik, içe dönüklük)
KİŞİLİK:  bireyleri, diğer bireylerden ayırt eden, bireyin kendisine özgü olan, oldukça kararlılık gösteren
ve bireyin uyum tarzını içeren duygu, düşünce ve davranış örüntüleridir.
KİŞİLİK GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Her insanı, diğerlerinden farklılaştıran davranışlar, duygular ve düşünceleri bulunmaktadır.
Kişiliğin oluşumunda tıpkı diğer gelişim alanlarında olduuğu gibi “kalıtım” mı yoksa “çevre” mi belirleyicidir.
Aşağıda kişilik gelişiminde etkili olan kalıtımsal ve çevresel faktörler açıklanmıştır.

Kalıtımsal Faktörler
Kalıtımsal faktörlerin kişilik özelliklerinin oluşumundaki rolünü belirlemeye yönelik yapılan çalışmalar, davranışsal genetik adında bir çalışma alanını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma alanı, kişilik özelliklerinin ne kadar kalıtımsal olabildiğini belirlemeye çalışmaktadır.(ikizleri ve evlatlık verelen çocukları inceleyen çalışma alanıdır)
Çevresel Faktörler
Kişilik gelişimini etkileyen kalıtımsal faktörler dışında
Kalan bütün faktörler çevresel faktörler olarak
İsimlendirilmektedir. Bunlar genel olarak; öğrenme yaşantıları, aile ve ailenin özellikleriyle içinde yaşanılan kültürün özellikleridir.
Kişiliğin oluşmasında etkili olan çevresel faktörler; davranışları etkileyen genetik olmayan bütün faktörleri kapsamaktadır. Bunlar; öğrenme yaşantıları, aile ve ailenin özellikleriyle içinde yaşanılan kültürün özellikleri şeklinde genel olarak belirtilebilir.
a-Öğrenme İlkeleri
Kişiliğin oluşmasında öğrenme ilkeleri de etkili olmaktadır. Bireylerin, kimi durumlar karşısında gösterdikleri duyuşsal tepkilerin, klasik koşullanma yoluyla kazanılan öğrenme ürünleri olduğu kabul edilmektedir                                                                                                                                   
b-Aile Bireyin yaşadığı ilk çevre olan aile, kişiliğin oluşmasında en önemli çevresel faktördür
c-Kültür: İçinde yaşanılan kültür de kişiliği etkileyebilmektedir. Her kültürün kendine özgü değerleri, inançları, töreleri, ahlak anlayışı ve davranış biçimleri bulunmaktadır. Bunlara bağlı olarak, o kültürde yetişen bireylerden, belli kişilik özelliklerini ortaya koymaları beklenir. Toplumsal statü ve rollerimiz de içinde yaşadığımız kültür tarafından belirlenmektedir.
KİŞİLİK KURAMLARI:
Kişilik kuramları;psikoanalitik kuramlar,öğrenme kuramları, insancı kuramlar ve treyt kuramlar olarak sınıflandırılabilmektedir.

Psikoanalitik Kuramlar: Kişilik kuramcılarının bir grubunu oluşturan psikoanalistler, kişiliği oluşturan davranışların büyük ölçüde bireyin içindeki bilinç güçler tarafından başladığını savunurlar.
Psikoanalitik kuramcılar, kişiliğinin; geçmiş yaşantılar, düşünceler, duygular ve anılar ile bilinçliliğin çeşitli düzeylerinde yaşanılan içsel ve psikolojik çatışmaları yansıttığı sayıltısından hareket ederler  Bu görüşleri savunan en önemli kuramcı Sigmund Freud’dur.
Freud’un görüşleri, kendisinden sonraki birçok kuramcı-
nın görüşlerinin temel kaynağı oluşturmuştur.
Freud’dan farklı düşünceleri olan Modern Psikoanalitik kuramcılar, egonun fonksiyonlarının ve bireylerin sosyal etkileşimlerinin kişiliğin önemli belirleyicileri
olduğu kanısında ortak görüşleri paylaşmaktadırlar.
Modern psikoanalitik kuramcılarsa biyolojik içgüdülerin doyum bulmalarının, bireyin sosyal gelişiminin sadece bir bileşeni olduğunu ileri sürerler
Modern Psikoanalitik Kuramcılardan Eric Erikson Freud’dan sonra en çok dikkat çeken kuramcıdır.
Ferud un Kişilik Kuramları:
Freud, yaşadığı dönem içerisinde pek çok konuyla ilgilenmiş ve bunlara ilişkin çeşitli kuramlar geliştirmiştir. Freud’un görüşlerini oluşturan bu kuramlar, pek çok
psikolog tarafından temel alınmış ve onların görüşlerinin dayanak noktasını oluşturmuştur.

Topografik Kuram: Freud’un Topografik Kuramı’na göre bireyin
zihinsel etkinlikleri
bilinç,
bilinç öncesi ve
bilinç dışı
olmak üzere üç biçimde gerçekleşmektedir.

Bilinç: Bilinç, bireyin farkında olduğu yaşantıları içeren düzeydir
Örnek : Şu anda farkında olduğumuz anılar, duygular ve düşünceler bilinçli bir şekilde yaşanılır ve diğer insanlarla paylaşılabilir.
Bilinç öncesi: Bilinç öncesi, şu anda bilincinde olunmayan ancak, biraz düşünüldüğünde ve dikkat gösterildiğinde hatırlanarak bilinç düzeyine getirilebilen, zihinsel olayları ve yaşantıları içeren düzeydir.
Örnek: Şu anda üniversite sınavına girdiğiniz günün detaylarını hatırlayamayabilirsiniz. Çünkü bu yaşantı bilinç öncesi düzeyinizdedir. Fakat biraz çaba harcadığınızda, düşündüğünüzde (belki de bu örneği okurken) üniversite sınavına girdiğiniz o güne ilişkin çoğu detayları hatırlayabilirsiniz
Bilinçdışı: Bilinçdışı, bireyin farkında olmadığı arzuları, istekleri, dürtüleri, düşünceleri, duyguları ve yaşantıları içeren düzeydir.
Örnek : Bazı geçmiş yaşantılar, zaman içinde unutularak bilinçdışına atılmıştır. Bazı yaşantılarsa toplumsal, dinsel, ahlaki nedenlerle bilinçte bırakılmamış, baskı ya da sansür mekanizması yoluyla bilinçdışına atılmıştır. Yine, toplumun hoş karşılamadığı, yasakladığı arzuların, isteklerin, dürtülerin de bilince çıkarak doyum bulmasına izin verilmemekte ya da bastırılarak bilinçdışında tutulmaktadır

Yapısal Kuram: Freud; kişiliğin belirlenmesinde, bilinçdışı güçlerin ve içsel çatışmaların önemli bir rol oynadığı temel düşüncesinden hareketle, yapısal kişilik kuramını geliştirmiştir.
Freud  un yapısal kişilik kuramı,bireylerin gelişiminde farklı dönemlerde oluşmakta olup, karşılıklı etkileşim halinde bulunan id, ego,ve süper ego olmak üzere üç yapıdan meydana geldigini savunmaktadır.
İd: İd, kalıtımla gelen, doğuştan varolan ve ruhsal enerjinin kaynağını oluşturan kişiliğin ilkel bileşenidir. Ruhsal enerji kaynağı olan id, diğer iki sistemin çalışması için gerekli olan gücü de sağlar
İdin hareket kaynağı, içsel dürtülere bir an önce doyum bulma çabasıdır. Bu nedenle beklemek istemez, zaman ve mekan tanımaz, uygun koşulların oluşup oluşmaması önemli değildir
Yeni doğmuş bir bebekte başkaca bir yapı olmadığı için, bebek tamamen idin isteklerine göre davranış sergiler

Ego, haz alma ilkesi yerine, gerçeklik ilkesine göre hareket eder
Sevdiği için kendi canını düşünmeden harcayan, bir inanç uğruna şehit olan egodur

Süperego ;kişiliğin ahlaki ve yargısal yanını oluşturan süperegodur.süperego içimizdeki yargıçtır.
Süper egonun görevleri: 1. İdin kabul edilemeyecek isteklerini bastırmak 2. EGO yu törel amaçlara yönlendirmek 3. Kusursuz olmaya çalışmak
Örnek Misafirliği giden bir insan aç ise İd  ile hareket ettiğinde açlığını bir an önce gidermek ister. Onun için önemli olan açlığın giderilmesi doyurulmasıdır. Kimseye sormadan bulduklarını yiyebilir. Süper ego ise, bunu yapmamasını bu davranışın kesinlikle yanlış olduğunu söyler ve bastırmaya çalınır. Ancak EGO bunun nasıl yapılacağını düzenler yani ilkel yöntemlerle değil toplumsal kurallara göre yapılmasını sağlayarak bireyin ev sahibinden uygun bir dille aç olduğunu belirtmesini ister.
Savunma mekanizmaları, egonun yaşanılan çatışmanın yarattığı kaygıyla başa çıkabilmek için kullandığı çeşitli düşünce, tutum ve davranış biçimleridir
Örneğin; aç ve parasız bir bireyin durumunu ele alalım. İd, egoyu yiyecek bulmaya zorlar. Açlık yaşamsal bir sorundur. Bireyin tek seçeneği ek¬mek çalmaktır. Bu kez süperego hırsızlığın kötü, yaşa dışı, ahlaksızca bir dav¬ranış olduğu şeklinde egoya baskı yapar. Birey çalarsa hırsızlık bireyin benlik algısına uymayan kötü bir davranıştır. Bu çatışma bireyde kaygıya neden olur. Birey ekmeği çalar. Ancak bu davranışına kaygısını azaltan bir neden bulur; "Açlıktan ölmekle çalma arasında bir tercihte bulundum. İnsan yaşamı her türlü değerin üstündedir." Bulunan neden hem idi tatmin eder hem de egoyu baskıdan kurtarır.

Psikoseksüel Gelişim Kuramı
Freud, kişilik gelişiminde doğumdan itibaren ilk beş yılın çok önemli olduğunu ve bu sürecin, yetişkinlik yıllarındaki kişilik özelliklerinin temelini oluşturduğunu belirtmiştir.
 Ona göre, kişilik yapısı doğumdan itibaren sırasıyla oral, anal, fallik, latent ve genital olmak üzere beş dönemde gelişir
*Oral dönem : Psikoseksuel gelişimin ilk dönemidir.Dogumdan 18.aya kadar olan zaman dilimidir.Temel haz kaynağı ağız bölgesidir (ağız, dudaklar, dil).
Bebeğin benzeri davranışlarının engellenmesi ya da beslenme noktasında üzerine aşırı düşülmesi bu döneme saplantı meydana getirebilir. En yaygın saplantı nedenlerinden birisi, annenin bebeğini emzirmeden vaktinden çok önce ya da çok geç kesmesidir
*Örnek :Tırnak yeme, sigara - alkol kullanma, sakız çiğneme gibi ağızla gerçekleştirilen eylemler oral saplantı örnekleri olabilir.
*Anal Dönem (1,5-3 yaş)arasıdır.: Temel haz kaynağı anüs çevresidir.
*Çocuklar bu dönemde anüsle ilgili tuvaletini tutma - bırakma gibi davranışlar sergilerler. Bu davranışlar haz kaynağını oluşturur.
*Döneme damgasını vuran olay 'tuvalet eğitimi' dir. Çocuk tuvalet eğitimini bir yandan dışkılama kaslarının olgunluğa erişmesi, bir yandan da çevresel tepkiler (“Aferin çocuğuma, artık altına yapmıyor.” ya da “Kocaman abi oldun, ayıp değil mi şeklinde ifadeler”) ile kazanır
*Fallik Dönem (3-5 yaş)arasını kapsar
*Temel haz kaynağı cinsel organlardır.
*Çocuklar, bu dönemle birlikte cinsel organlarından aldıkları hazzı fark ederek, meraklarını bu noktada odaklaştırırlar.
*Çocuklar, karşıt cinsiyetten ebeveynlerine karşı bilinçli olmayan duygusal ve cinsel bir yakınlık hisseder ve kendi cinsiyetindeki ebeveyninin yerini almak ister.
*Erkek çocuk bir yandan annesini arzular, bir yandan da bu arzusundan ötürü babası tarafından cezalandırılacağını düşünerek çatışma yaşar. Tersi durum kız çocuğu için de geçerlidir. Yaşanan bu çatışmalar, erkek çocukta oedipus karmaşası, kız çocukta ise electra karmaşası olarak adlandırılır.
*Ebeveynler bu dönem içinde çocuklarına sevgi dolu bir şekilde yaklaşmalıdır. Çünkü çocuklar, onları model alarak cinsiyet rollerini kazanmaya başlamışlardır.
Çocukların kendi cinsiyetlerinden ebeveynlerini model almaları ile (özdeşleşmeleri) yaşanan karmaşa sona erer
Gizil (Latent) Dönem (5-13 yaş)
•   Bu dönemde cinsel dürtü gizlenir. (Cinsel ilgi ve arzular, bilinç dışında var olmaya devam etmektedir.)
•   Çocuk, cinsiyetle ilgili konulardan hoşlanmaz ve tüm gücünü sosyal becerilere ve oyuna verir.
•   Oyun gruplarının, hemcinslerden kurulduğu, erkeklerin erkeklerle, kızların kızlarla oyunlar oynadığı görülür. Karşıt cinsler, oyun gruplarına dahil edilmezler.
•   Gizil dönemde çocuk önceki üç dönemin kazanımlarını pekiştirir ve özerk bir kimlik oluşturmaya çalışır. Bu dönemi başarıyla atlatamazsa aşağılık duygusu gibi döneme özgü saplantı meydana gelebilir.
•   Bu dönem, fırtına öncesi sessizlik dönemi olarak da anılmaktadır.
Genital Dönem (12-18 yaş)ergenlikle baslar ve ergenlik sonrası yılları kapsarson gelişim dönemidir
•   Hızlı fiziksel gelişme ve hormonların etkisiyle içsel cinsel dürtüler artar.
•   Bir önceki dönem bastırılan cinsel dürtüler artarak tekrar ortaya çıkar. Ergenin ilgisi artık yetişkin cinselliğine yönelir.
•   Karşı cinsiyet ile yakın ilişkiler kurulmaya başlanır.
•   Büyük bir bocalama içerisinde olan bireye öğretme güçlükleriyle karşılaşılabilir. Öğretmenler ve ebeveynler bu dönemde ona karşı anlayışlı ve saygılı davranmalıdır.
•   Önceki gelişim dönemlerinde saplantı geliştirmeyen birey, bu dönemde olgun kişiliğine doğru gelişerek, kendine özgü bir yapı oluşturur.
Önceki gelişim dönemlerinde saplantıları olan bireyler, genital dönem içerisinde bu saplantılarla yüzleşirler. Çözüm bulamamaları halinde kimlik bunalımı ortaya çıkar
E. ERIKSON un Psikososyal Gelişim Kuramı
Freud, insanların kişilik gelişiminde cinselliği temel almış ve aşırı vurgulamıştır. Erikson ise insanların kişilik gelişiminde psikososyal gelişimi temele almıştır.
Erikson, Freud'un kuramından büyük oranda etkilenmiştir. Çocukluk yıllarının kişilik gelişiminde önemini kabul etmiş ancak gelişimsel sürecin ergenliğe kadar değil, yaşam boyu devam ettiğini savunmuştur
Freud, kişilik gelişiminde biyolojik temellere vurgu yaparken, Erikson sosyal ve kültürel çevrenin önemini daha çok vurgulamıştır.
Freud'un "insan doğuştan yıkıcı bir varlıktır" düşüncesine karşın, Erikson insanın doğuştan "yapıcı" olduğuna inanır
Erikson`un psikososyal gelişim kuramında yer alan her dönem bir kritik dönemdir ve her dönemde başarıyla atlanması gereken bir kriz - çatışma (gelişim krizi - gelişim karmaşası) durumu bulunmaktadır, insanların sağlıklı kişilik kazanabilmeleri için bu dönemleri başarıyla atlatmaları gerekmektedir
**Temel Güvene Karşı Güvensizlik(0-1,5 yaş) 
Her bebek, ihtiyaçlarının zamanında ve yeteri seviyede karşılanmasını ister. Bebeğin kendini ifade edebilmek için ağlamaktan başka bir yolu yoktur.
Bu dönemin psikososyal krizinin olumlu atlatılabilmesi için, bebeğin tüm ihtiyaçlarının zamanında ve yeterince, tutarlı şekilde karşılanması gerekir
**Özerkliğe karşı utanç ve kuşku(1.5-3yaş)
Bir önceki dönemde temel güven ve özgüven duygularını kazanan çocuk, yürümenin ve konuşarak başkalarıyla iletişim kurabilmenin verdiği cesaretle de özgürlüğünü kazanmaya çalışır.
▫   Örnek: 2,5 yaşındaki Semih, annesiyle birlikte misafirliğe gitmek üzere hazırlanır; annesinin ayakkabısını giymesi konusunda kendisine yardım etmeye çalışması üzerine, annesinin elini iter ve ayakkabılarını kendisi giymeye çalışır.
**Girişimciliğe Karşı Suçluluk (3-6yaş)
Bu dönemin en tipik özelliği hızla gelişen motor ve dil becerilerinin çocuğun dünyasını genişletmesi ve buna bağlı olarak çocukta artan merak duygusudur
**Başarıya Karşı Aşağılık Duygusu (6-12yaş)
Başarı duygusunun gelişmesinde, çocuğun potansiyeline uygun hedeflerin belirlenmesi oldukça önemlidir. Potansiyelin çok altında ya da çok üzerinde hedeflerin belirlenmesi, çocukta aşağılık duygusunun oluşmasına zemin hazırlar.
Çocuk evde anne baba okulda ögretmenlerı tarafından motive edilmelidirbasarılı oldukları alanların saptanması ve onlara fırsatlar verilmesi oldukça önemlidir
Kimliğe Karşı Kimlik Bocalaması (12-18 yaş)bu dönemde ergenlerin görevleri bir kimlik olusturmayı basarmaktır
Ergenin bu dönem boyunca cevaplaması gereken çok fazla soru vardır. Ancak en önemli soru "Ben kimim?" sorusudur. Bu soru ergen tarafından cinsel, sosyal ve mesleki açıdan ele alınmaktadır
Erteleme – Moratoryum: Kimlik bunalımı yaşayan ergen, bir türlü çözüm bulamazsa, süreci ertelemeye karar verir. Erteleme yaptığı evrede boş vermiş, kararsız bir görüntü sergiler. Vurdumduymazlık, amaçsızlık ertelemenin en tipik belirtileridir.
Yakınlığa Karşı Yalıtılmıslık(18-25 yaş)

Bir önceki dönemde geleceğe dair planlar kuran birey, bu dönemde planlarını hayata geçirmeye çalışır. İlk olarak özellikle karşı cinsle arkadaşlık ve yakın ilişkiler kurmaya çalışır. (Kimliğini kazanamayan birey, gerçekçi anlamda yakın ilişki de kuramaz.)
Üretkenliğe Karşı Durgunluk (25-65 yaş)
Bireyin üretkenliğe devam edip etmemesi, kendinden sonra gelen alt kuşakları tecrübelerinden, bilgi birikiminden yararlandırıp yararlandırmamasına yani onlara rehberlik edip etmemesine bağlıdır. Yani bu dönemde üretkenlik denince anlaşılması gereken yeni bir kuşak oluşturmak, rehberlik etmektir

Benlik bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk(65 yas ve sonrası)
Bireylerin; yaklaşık olarak 65 yaşlarından sonra ileri yetişkinlik, yaşlılık ya da olgunluk olarak isimlendirilen dönemde karşılaştıkları karmaşa, benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk duygularının kazanılmasıdır. Bu dönem, bugüne kadar yaşanılan yaşamın gözden geçirilmesini, bir değerlendirilme yapılmasını kapsamaktadır
Modern Psikoanalitik Kuramcılar ya daYeni-Freud’cular

Jung, Adler ve Horney, Freud ile temelde ortak görüşleri olmakla birlikte ayrıldıkları görüşleri de bulunan kuramcılardır

Carl Jung: Jung’da Freud gibi, bilinçdışının önemini kabul eder. Ancak Jung, kişisel bilinçdışının yanı sıra ortak bilinçdışının da olduğunu ileri sürmüştür. Ortak bilinçdışı, tüm insanlar tarafından paylaşılır ve biyolojik katılımımızın bir parçasıdır. Jung içedönüklük ve dışadönüklük tartışmaları ile de tanınır.Dışadönük kişi libidosunu kendi dışındaki olaylara , kişilere ve durumlara yatırır. Bu insanlar dış faktörlerden kolay etkilenir, özgüveni tamdır ve sokulgandır. İçedönük kişi libidosunu kendi içene doğru yatırmıştır. Bu kişiler dış etkenlere karşı dayanıklıdır, alıngan ve özgüveni azdır.İki kavramda bir insanda bulunur. Fakat biri diğerine daha baskın gelir.
Alfred Adler:
Adlerin kuramı asagılık duygusu üzerine temellendirilmiştir.Adler insanı bilinç dışı varlık olarak tanımlarkuramında herkesin çocukluğunda yaşadığı bağımlılık durumundan kaynaklanan aşağılık (eksiklik) duygusundan yola çıkarak anlaşılabileceğini düşünüyordu.
Adler’e göre, her insanın var oluşunda bir eksiklik duygusu vardır. Çocukluk dönemindeki yetersizliğinden, çevreye olan bağımlılığından ötürü, çaresizlik içindedir. Yaşamı boyunca da bireyler üzerinde üstünlük kurmak ve gücünü kanıtlamak için çaba gösterir. Kusursuz bir kişi olmak ister. Sürekli üstün olma peşindedir. Adler, davranışın sosyal belirleyicilerinin önemi üzerinde durmuştur. Yaratıcı kendilik kavramını, bireylerin yaşantılarını yorumlayan, anlam kazandıran bir sistem olarak açıklamıstır. Kişiliğin emsalsizliğini önemsememiş, cinsel içgüdüye daha az önem vermiş, bilinci, kişiliğin temeli ve esası olarak kabul etmiştir.
Karen Horney:
Horney, insanlar arasındaki davranış farklılıklarının aile içi ilişkilerden ve sosyo kültürel etmenlerden kaynaklandığını belirtmektedir. Ona göre, çocuğun anne babasıyla, toplumla ve diğer insanlarla ilişkileri önemlidir. Bu ilişkiler içerisinde bireyler çevreyle etkileşim tarzları geliştirirler. Horney, bu ilişki tarzlarından birini, “insanlara yönelme” olarak tanımlamaktadır. Bu örüntü diğerleri tarafından kabul edilmeyi ve sevilmeyi içerir. Diğer örüntü “insanlara karşı olma”dır. Bu örüntüyü gösteren insanlar düşmanca davranır, insanları yönetmeyi ve zayıf yönlerinden yararlanmaya çalışırlar. Üçüncü örüntü olan “insanlardan uzaklaşma” bağımsızlık ve mahremiyet için çalışmayı kapsamaktadır. Bu insanlar, sosyal etkileşimden uzaklaşma ve gizliliği tercih etme yönünde davranmaktadırlar. Horney’e göre sağlıklı insan, insanlara yönelme, insanlara karşı olma ve insanlardan uzaklaşma davranış örüntülerinden her birini, bulunduğu koşullara göre seçimli olarak kullanabilen kişidir. Nevrotik kişiyse bu üç davranıştan birini sürekli olarak kullanır ve yaşam biçimi haline getirir.
Öğrenme Kuramları
Psikoanalitik  kuramlar; kişiliğin bilimsel yöntemlerle incelenemeyen birçok kavramsal açıklamalarını yapmışlardır
Öğrenme kuramlarıysa, bilimsel yöntemlerle gözlenebilen ve ölçülebilen davranışları inceleyerek, kişilik gelişiminde öğrenme ve yaşantıların rolünü vurgulamışlardır.
Davranışçı Kuramlar
Kişiliği açıklayan davranışçı kuramlar John Watson ve BF. Skinner’in çalışmalarından ortaya çıkmıştır. Davranışçılar kişiliği klasik ve edimsel koşullanma yoluyla öğrenme sonucunda, bireyin öğrendiği davranış örüntülerinin toplamı olarak görürler.
İvan Pavlov’un, Klasik Koşullanma’sı Davranışçı akımın en çok bilinen öğrenme kuramıdır
Davranışçılar, insanların karşılaştıkları problemin çözümünde; genellikle geçmişte yaşadıkları benzer durumları göz önüne aldıklarını ileri sürerler. Yeni bir problemle karşılaşıldığında ise, bireyin deneme - yanılma yoluyla yeni çözümler üreteceği kabul edilir. Davranışçı yaklaşımlarda önemli olan; gözlenebilen, başlangıcı ve sonu olan, dolayısıyla ölçülebilen davranışlardır.
Sosyal Öğrenme Kuramı
Öğrenme ilkeleri üzerinde yapılandırılmış diğer bir kuramsa sosyal öğrenme kuramıdır. Walter Mischel ve Albert Bandura tarafından geliştirilmiştir.
Sosyal öğrenme kuramına göre kişilik; model almayı içeren öğrenme ilkeleriyle beklenti ve yorumlama gibi, bilişsel süreçlerin birleşiminin bir sonucudur.
Örneğin, bireyler cinsel kimlik rollerini sosyal öğrenme kuramına göre öncelikle anne ve babasını gözleyip taklit ederek öğrenirler; ancak giderek kendi değerleri doğrultusunda bu rol modellerini değerlendirir ve kendi düşünce sürecine göre biçimlendirir

İnsancı Kuramlar
İnsancı kuramlar, insanların nasıl davranacağını, nasıl bir kişi olacağını, yani kendi kişiliğini seçme özgürlüğü olduğunu savunurlar. İnsanları, kendi davranışlarının sorumluluğunu alabilen bireyler olarak görürler. İnsancı kuramlardan en etkili olan Carl Rogers ve Abraham Maslow’un görüşleri aşağıda açıklanmıştır.
Rogers’ın Benlik Kuramı

Rogers’a göre, bireylerin benlik kavramının gelişimi, yaşamın ilk günlerinden başlayarak çevreyle etkileşim içerisinde, dinamik bir süreç sonucunda gerçekleşmektedir.
 Rogers’in çalışmalarının odak noktasını insanın kişilik gelişim sürecinin nasıl gerçekleştiğini anlama çabaları oluşturmaktadır.Rogers kişilik gelişimini benliğin gelişimiyle açıklamaktadır.
     Rogers’in kişilik kuramında önemli bir kuram olan benlik;kişinin kendisi hakkında sahip olduğu algıları, düşünceleri ve değerleri içerir.
     *Özellikle “ben neyim?” gibi bireyin var olduğunun ve “ben ne yapabilirim?”gibi kapasitesinin farkında olmasıdır
Bir annenin, kardeşini döven çocuğa “Bu yaptığın davranış çok yanlış , bu yüzden bugün televizyon izlemeni yasaklıyorum. Ama bu durum seni her zaman sevdiğim ve kabul ettiğim gerçeğini değiştirmez.” demesi koşulsuz olumlu saygının bir örneğidir.
Koşullu olumlu saygı; bireylerin belirli bir tutum davranış ve değerleri gösterdikleri zaman sevgi ve kabul görmeleri anlamını taşımaktadır. Rogers insanların koşullu olumlu saygının olduğu ortamlarda yetiştirilmemeleri gerektiğini ifade eder
**Rogers’ın kuramındaki ilginç nokta, olumlu bilginin de kendilik kavramıyla tutarsız olması durumuyla kaygı yaratabilmesidir.
**Örneğin kendisini, toplum tarafından istenmeyen kişi olarak gören bir insan, birilerinin kendisinden hoşlandığını duyunca, savunma mekanizması kullanır.
Kendi kendisine, o insanın kibar davranmaya çalıştığını ya da bir şeyin peşinde olduğu için böyle konuştuğunu söyler
Maslow’un Kişilik Kuramı
Maslow’a göre motivasyonel faktörler kişiliğin temelini oluşturmaktadır.
Kendini gerçekleştirmeyi başarma arzusu ya da bireyin potansiyellerini ortaya çıkarma isteği kişilik gelişiminde itici bir güçtür. Ancak kendini gerçekleştirmeden önce, yeme, içme gibi fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyacı gibi daha temel ihtiyaçların karşılanması gerekmektedir. Örneğin yoksulluk ve yetersiz eğitimin, temel ihtiyaçları karşılamak için, insanları zorlaması ve yapacağı seçimleri engellemesi söz konusu olduğunda; bireyler, varolan potansiyellerini ortaya koyamazlar, kendilerini gerçekleştiremezler


Treyt Kuramları
Treyt kuramlarına göre kişilik, çok sayıdaki kalıcı ve tutarlı özelliklerin bir sentezidir.
Örneğin; bir kişi genellikle hareketsizken diğer bir kişi hareket etmeye eğilimli olabilir. İnsanları, sahip oldukları kişilik özelliklerine (treyt) göre tanımlamak üzerine odaklaşmış olan treyt kuramları, insanların niçin bu özelliklere veya kişiliğe sahip olduğunu açıklamaya çalışmaz.

Kaynak( aöf.anadolu.edu.tr)..www.nasibimce.com'a teşekkürler.




KONUYLA İLGİLİ ÇIKMIŞ SORULAR
Benlik kavramı oldukça olumsuz olan Ali, ehliyet almak için girdiği sınavda başarısız olmuştur. Ali’nin başarısızlığını açıklamak için aşağıdaki ifadelerden hangisini kullanma olasılığı en yüksektir?

a.Sınavda bu kadar heyecanlanacağımı bilmiyordum
***b.Araba kullanmayı hiç bir zaman öğrenemeyeceğim

c.Dün şanssız bir günümdeydim
d.Bu sınavda çok az kişi başarılı olmuştur
 e.Sınav komisyonu objektif değildi

Aşağıdakilerden hangisi Maslov’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en üst basamağında yer alan ve ancak diğer ihtiyaçlar karşılandıktan sonra ortaya çıkan ihtiyaçtır?

a.Güvenlik
b.Özkontrol
***c.Kendini gerçekleştirme
d.Özsaygı
e.Kendini kabul





Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: EĞİTİM PSİKOLOJİSİ 5.ÜNİTE
« Yanıtla #1 : 07 Nisan 2013, 17:18:49 »
Maslow’a göre gelişim süreci boyunca bir üst düzeydeki ihtiyacın ortaya çıkabilmesi, bir alt düzeydeki ihtiyacın giderilme derecesine bağlıdır. Buna göre aşağıdaki ihtiyaçlardan hangisinin diğerlerinin hepsinden sonra ortaya çıkması beklenir?2006

a.Güvenlik b.Uyuma ***c.Yeteneklerini geliştirme d.Kabul edilme e.İlgi görme



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.