06 Eylül 2010, 00:23:
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Duyurular:
Sayfa: 1 ... 4 5 6 7 8 [9] 10   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Günün Ayeti  (Okunma Sayısı 1379 defa)
merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #120 : 26 Haziran 2010, 07:41: »


Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır.
Hâlâ akıllanmayacak mısınız?

enam 32

Kayıtlı

gedai
Üye Bilgileri Üstad
*****

Rep +1/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Üye ID: 1602

Kayit tarihi 09 Mart 2010, 23:01:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 537


Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #121 : 27 Haziran 2010, 10:07: »

51. Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez. 

maide suresi
Kayıtlı
merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #122 : 05 Temmuz 2010, 08:52: »



"O,hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır."...Mülk Suresi - 2


Ölüm ve hayat, yüce Allah'ın bilgisinin kapsamında gizli bulunan insanların yeryüzündeki davranışlarının ortaya çıkması, böylece insanların yaptıkları amellere göre karşılık almaları amacına dönük bir sınav aracıdır:

"Hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için." Bu gerçeğin insan vicdanında yer etmesi, onun sürekli uyanık, sakınan, günah işlemekten çekinen, gerek gizli niyetlerde gerekse görünür amellerde büyük-küçük her şeye karşı bilincini koruyan bir insan olmasını sağlar. Gafil olmasına veya oyun ve eğlenceye dalmasına izin vermez..

Kayıtlı

merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #123 : 06 Temmuz 2010, 07:34: »


Allah (cc) katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir..

(Nisa 4/17)

Kayıtlı

merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #124 : 15 Temmuz 2010, 10:55: »


"Kadınlar, oğullar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin hoşuna giden şeyler insanlara cazip gelmektedir. Bunlar dünya hayatının geçici bir metaından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah'ın katındadır." [Al-i İmran Suresi 3,14]



Bu âyette zikredilen sınıflar meşrû nimetlerdir. Fakat gayr-i meşrû tarafa da sebep olma ihtimali vardır. Meşrû durumda bunları süsleyip cazip gösteren Allah Teâladır. Gayri meşrû olarak süsleyen ise, şeytan ve beşerin cehaletidir. Fena sayıp kınama bu itibarladır. Bu iştah çekici şeyler, dünya hayatını devam ettirmek ve geçip Allah'a gitmek için birer araç olarak verilmişken bunları amaç haline getirmek, Allah katındaki güzel mevkii kaybetmek, en büyük bir zarardır. Zira böyle yapanlar hayatlarının önemli bir kısmını o zevkleri elde etme hırsı ile yanıp tutuşarak geçirirler. Sonra da onlardan ayrılıp mahrum kalmanın acısını çekerler.

Kayıtlı

merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #125 : 16 Temmuz 2010, 09:27: »


besmele


"Ey bizim kerîm Rabbimiz, bize hidâyet verdikten sonra kalplerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı bol olan vehhab Sensin Sen!"

[Al-i İmran Suresi 3,8]

Kayıtlı

merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #126 : 18 Temmuz 2010, 07:21: »

 
"Ey bizim kerîm Rabbimiz, bize hidâyet verdikten sonra kalplerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı bol olan vehhab Sensin Sen!" [Al-i İmran Suresi 3,8]

 
Kayıtlı

gedai
Üye Bilgileri Üstad
*****

Rep +1/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Üye ID: 1602

Kayit tarihi 09 Mart 2010, 23:01:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 537


Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #127 : 18 Temmuz 2010, 09:23: »

6 - Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.

7 - Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir.

8 - Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır


maide suresi kirmizigul kirmizigul kirmizigul kirmizigul kirmizigul kirmizigul kirmizigul kirmizigul kirmizigul
Kayıtlı
merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #128 : 22 Temmuz 2010, 17:03: »


Buna karşı seninle münakaşaya kalkışanlara de ki: "Ben yüzümü, özümü Allah'a teslim ettim. Bana bağlı olanlar da O'na teslim oldular." O Ehl-i kitapla, kitap ehli olmayan ümmîlere (müşriklere) de ki: "Siz de teslim olup müslüman olmaya var mısınız?" Eğer hakka teslim olup İslâma girerlerse doğru yolu bulmuş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse, sana düşen görev, sadece hakkı tebliğdir. Allah kullarını hakkıyla görür. [Al-i İmran Suresi 3,20]

{{Bu âyet, Kur'ân'ın bütün insanlığa hitap eden evrensel bir tebliğ olduğunu gösterir. Zira buradaki tasnifin dışında insan topluluğu yoktur. Ehl-i kitap:Hıristiyanlar, Yahudiler gibi kutsal semâvi kitapları olanlar; ümmîler ise: genel olarak müşrikler ve arap müşrikleri gibi kitapsız dinlere mensup olanlardır. Ayırım Arap-Arap olmayan tarzında değil, böyle pek kapsamlı bir tasnif ile yapılmıştır. }}

Kayıtlı

merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #129 : 30 Temmuz 2010, 09:00: »


"Ey Resulüm, de ki: "Ey insanlar, eğer Allah'ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir (çok affedicidir, engin merhamet ve ihsan sahibidir)." [Al-i İmran Suresi 3,31]


Allah'ı sevmek, insanın yaratılışının en yüce hedefidir. Dolayısıyla İslâm'ın insanları kendisine doğru sevkettiği en yüksek gayedir. Bu âyet şu kesin kıyası içeriyor: "Eğer Allah'ı seviyorsanız, Habîbullaha uyacaksınız. Ona uyulmazsa demek ki Allah'ı sevmiyorsunuz" Bunun zıddı şudur: "Ben Allah'ı severim, ama emrini dinlemem, O'nun sevdiğini sevmem. O'nu sevenleri, O'nun yolunu gösterenleri, O'nun seçip gönderdiklerini sevmem" demektir ki, bu da: "Ben, kendimden başka hiçbir şeyi sevmem; tevhid yolunda yürümek istemem" demektir.
Bu kâinatı kudret, kemâl ve cemâlinin tecellileriyle böylesine güzel yaratan, bunca nimetleriyle kullarına lütuflarda bulunan Allah, elbette onlardan bir teşekkür bekler. Elbette, insanlar içinde en seçkin birini onlara rehber ve mükemmel bir örnek yapar. Böylece ondaki güzelliklerin, öbür insanlara da yansımasını ister.
Kayıtlı

merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #130 : 01 Ağustos 2010, 07:20: »





Kayıtlı

merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #131 : 02 Ağustos 2010, 08:13: »





Kayıtlı

merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #132 : 03 Ağustos 2010, 07:38: »


Haydi diyelim ki az çok bildiğiniz konularda tartışıyorsunuz. Peki ne diye hakkında bilginiz olmayan hususlarda tartışıyorsunuz? Halbuki işin doğrusunu Allah bilir, siz bilemezsiniz.

Al-i İmran, 66

Kayıtlı

merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #133 : 04 Ağustos 2010, 07:26: »



"... kim ahdini yerine getirir ve haramlardan sakınırsa, bilsin ki Allah da o sakınanları sever."

Al-i İmran Suresi, 76


Kayıtlı

merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.210



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #134 : 06 Ağustos 2010, 08:28: »



Sevdiğiniz mallarınızdan Allah yolunda harcamadıkça "fazilet" mertebesine ulaşamazsınız. Bununla beraber her ne infak ederseniz, Allah mutlaka onu bilir.
Al-i İmran, 92

 "fazilet, iyilik, hayır" demektir.Bu vasfı haiz olan kimseye berr (çoğulu: ebrar) denir. Müminin ibadetinin özünde Allah sevgisi olup O'nun rızasını her şeyden üstün tutmalıdır. Ebrar defterine kaydedilmek için, kişinin sevdiği şeyleri Allah yolunda harcaması gerekir. Yoksa takvâ, bazı şeklî tarafları tamamlamakla elde edilmez.
Kayıtlı

Sayfa: 1 ... 4 5 6 7 8 [9] 10   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: