09 Eylül 2010, 01:23:
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Duyurular:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: meze olmak  (Okunma Sayısı 36 defa)
berruhürrem
Üye Bilgileri Aktif Üye
**

Rep +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Üye ID: 3582

Kayit tarihi 08 Temmuz 2010, 10:17:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
Durumum:

« : 22 Temmuz 2010, 09:12: »

                                        
   yildiz                                                MEZE OLMAK
  Meze olmak: İçki içilirken çerez yerine yenilen, asıl yiyecekten  sayılmayan
                                      Salata, peynir v.b türü yiyecekler….
Üç arkadaşıyla koyu bir muhabbete dalmıştı Lale… Laf lafı açıyor, konu konuyu dağıtıyordu. Bu arada da Nuray hararetli hararetli  Selim’den bahsediyordu. İlk anda Lale Selim’in kim olduğunu algılayamadı. Çünkü
Lale yaş itibariyle onlardan biraz büyüktü… Ve onun zamanında kızlar ve erkekler arasındaki arkadaşlıklar çıkma tabiriyle ifade edilmiyordu. Gayri ihtiyari:
- Selim kim ? dedi,
Nuray hafif kızarmış bir halde:
-   Anlasana Lale abla şey işte…
Diğer kızlardan biri atıldı:
-   Kim olacak, Nuray’ın çıktığı.
   - Çıkmak mı? Kusura bakmayın kızlar anlayamadım. Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu da… Biraz da dalga geçer bir tavırla:
   - Şu evlerde yapılan balkon gibi şeylere çıkma deniyor bildiğim kadarıyla…
   - İlahi Lale abla, ömürsün. Herhalde bizimle dalga geçiyorsun…
   - Hayır, dalga geçmiyorum. Gerçekten ne demek çıkma ? Nasıl çıkılır, siz nasıl çıktınız ?
   - Bir kızın bir erkekle flört ediyor olması, dedi Nevin.
   - Bir kız ile bir erkeğin birbirini sevmesi ,diye atıldı Ayşe.
  Nuray’ın yüzündeki kırmızılık hala dağılmamıştı.Az evvel Selim’den
bahsederek bir arkadaşından söz eder gibiydi ama Lale abla galiba biraz işleri karıştırmıştı. Ama Lale inatçı biz kızdı. Birazda büyük olmanın verdiği avantajla Nuray’ı sıkıştırmaya başladı.
- Nuray, bir erkekle nasıl çıkılır? Sen Selim denen delikanlı ile nasıl çıktın mesela?
- Lale abla dalga geçme,
- İnan dalga geçmiyorum. Gerçekten merak ediyorum. Anlat bakalım bizim zamanımızdan bu yana ne değişmiş.
     Ayşe içlerinde en kıvrak olanıydı. Lale ablasını zor durumda bırakmamak için:
 - Tamam Nuray Selim’le nasıl çıktığını anlatsın. Sen de ona karşılık bize sizin zamanınızda bunun nasıl olduğunu kendi yaşadıklarından olmak şartıyla anlat. dedi.
      Lale, Ayşe’nin çok zeki bir kız olduğunu biliyordu ama kendisini de bu kadar sıkıştıracağını tahmin etmiyordu. Anlaşılan zaman gerçekten  de çok değişmişti. Bırak kendilerinden büyükleri sıkıştırmayı onlarla mecbur kalmadıkça aynı mekanı bile paylaşmamışlardı büyükleriyle…
     Çok şey değişmişti tabi bu değişimin getirisi kadar götürüsüde çoktu. Hatta götürüler galiba ağır basıyordu…
- Lale abla ne oldu? Gözün kesmiyor galiba?
- Yo! Sadece düşünüyordum
- Aferin Ayşe sıkıştır Ayşe… Lale abla beni sıkıştırmak kolay ama olsun ben yinede sana Selim’i anlatacağım sen bize bir şey anlatmasan da. Hem belki akıl verebilirsin.
- Anlatmayacağım demedim ki sadece düşüneceğim dedim kızlar.
Nuray sevinçle atıldı:
- Yaşasın!
- Hey o kadar da sevinme belki bir ömür sürer düşünmem…
- Laf ebeliği yapma be Lale abla….
- Seni dinliyorum Nuray. Sen onlara bakma. Anlat bakalım sen şu Selim Bey’i
- İki ay öncesine dek her şey iyiydi  ama iki ay önce müthiş bir kavganın ardından ayrıldık.
- Ya ondan öncesi peki ? Nasıl başladı bu diyalog ? Yani şu çıkma meselesi. Nasıl teklif etti ?
- Hani sen çıkmayı bilmiyordun. Çıkma teklif edildiğini nereden biliyorsun ?
- Uzayda yaşamıyoruz herhalde.
- Cidden laf almaya çalışıyorsun. Lale abla dedi, Nevin.
- Yorum yok.
- Olsun kızlar susun! Ben Lale ablama anlatacağım   size ne oluyor ki?
- Canıma değsin. Kardeş dediğin böyle olur. Anlat canım benim.
- Aslında Selim benden beş yaş kadar büyüktü. Liseyi geçen sene bitirmiş.Ben hazırlık okuduğum bir sene de Kuran kursu’na gittiğim için zaten iki kaybım var. O yüzden okuldan tanışmıyorduk. Sadece  köyde bir iki kere ortak arkadaşlar arasındayken karşılaşmıştık. Sonra bana telefon etti.
 - Telefonunu nerden bulmuş ?
 - Arkadaşlarımdan almış. Tabi benim haberim yok.
 - Anlaşılan arkadaşların sana sorma gereği duymamışlar. Pek kaliteli bir davranış değil.
 - Neden ki ? iyi de olmuş. Bana sorsalardı cesaret edip verin de diyemezdim.
 - O başka bir şey, senin arkadaşlarının senden izin almadan haber vermeden onlara emanet ettiğin numaranı herhangi birine vermeleri başka…
 - Aslında haklısın, öyle ama olsun. Başka türlü böyle bir şeye ben katiyen cesaret edemezdim.
 - Yine de arkadaşlarınıza dikkat edin derim, demek istedi Lale ama vazgeçti. Nuray öyle kapılmıştı ki algılamada seçiciliğini Selim’in üzerine yoğunlaşmıştı.
- Eee... sonra, dedi Ayşe.
- Sonra konuştuk. Görüşmek üzere vedalaştık. Cumartesi günü için anlaştık Senin annen Cumartesi günü dışarı izin veriyor mu? diye sordu Nevin….
- Arkadaşlarla ders çalışacağız deyince daha kolay oluyor.
- Bizimkiler de seninkiler gibi ders deyince dayanamıyorlar. Aslında
yaptığımız çok namusluca bir şey değil. dedi Ayşe her zaman ki bilgiç tavrıyla.
- Olur Ayşeciğim bir dahaki sefere anne ben Selim’le buluşacağım derim.
- Dersin de demesine bir daha değil ders çalışmaya okula bile göndermezler.
- Lale abla siz büyükler niye böylesiniz ? Seher’i düşün. Farzet  Seher on beş yaşında güzel bir kız. Ve senin onun üzerinde emeğin büyük. Bir gün Türkiye gibi tüm değerlerin ve dengelerin yıpratıldığı bir ülkede bir erkekle çıkmak istediğini söylüyor. Ne yaparsın?
   - Nuray aslında bunun büyüklükle falan ilgisi yok. Mesela sen kardeşin Seheri düşün.
Farzet Seher on beş yaşında güzel bir kız. Ve senin onun üzerinde emeğin büyük. Bir gün Türkiye gibi tüm değerlerin ve dengelerin yıpratıldığı bir ülkede bir erkekle çıkmak istediğini söylüyor. Ne yaparsın?
   - “Ya erkeğin n,yeti ciddiyse, evlenmek istiyorsa ? ” dedi Nevin.
   -  Selim’in niyeti ciddi değil miydi? Niye ayrıldınız ?
   - Aslında onun niyeti çok ciddiydi biz bu yüzden kavga ettik.
   - Anlıyorum. Niyeti çok ciddi idi. Ve seni kaçırmak  istedi. Sen de hayır deyince kavga ettiniz.
   - Hayır. Tam tersi niyeti ciddiydi, seviyordu  buna da inanıyorum. Benim okumamı istediğinden, hayatımda daha birçok şeyin değişebileceğinden falan söz etti salak. Köylüymüş falan filan bir sürü hikaye. Belki de benden sıkılmıştır.
    - Hani siz birbirinizi seviyordunuz?
    - Lale abla! Mahsus yapıyorsun değil mi iki de bir de _?
    - Hayır  canım. Sadece sizin tabiriniz olan çıkma ile pratikte yaşadıklarınızı karşılıklı görmenizi istiyorum o kadar.
    - Anlayacağınız ablam, aklı sıra bize doğru yanlışı gösterecek diye atladı söze o bilindik tavrıyla Ayşe.
     - Sen hiç konuşma küçük hanım. Başına en son gelenleri hatırlatmama gerek yok  sanırım.
    - Tamam  sustum.
    - “ Buna şantaj derler ”  dedi Nevin söze girerek.
    -  Sence şantaj mı Ayşe benim yaptığım?
    - Hayır abla. Aslında doğru söylüyorsun. Biz sadece kendimizi kandırıyoruz. Sonuçta herkesin çıkma dediği şey sevgi den falan olmuyor.
    - Hadi! Lale ablayla uğraşıyorduk şimdi de Ayşe çıktı.
    - Kızım sen şanslısın. Selim gibi bir çocuğa rast gelmişsin. Ya Selim “ Sen okuma, beni seviyorsan kaçalım, evlenelim.” Deseydi. Sen tamda ailenle bunalım yaşarken o bundan faydalansaydı. On beş’te ev hanım’ı on altı’da hesap…
    - Lale abla!  Bakma sen onun öyle konuştuğuna bugün. Murat da onun canını sıktı da ondan senin tarafında bu akşam.
   - Hiç de bile. Benimkisinin zaten ne olduğunu anlayabilsem.
   - Herkesin  bir çıktığı olduğu için mi yoksa ?
   - Hayır asla ondan değil.
   - Peki ne?
   - Bilmiyorum.
   - Benim mesele yine güme gidiyor.
   - Hayır canım. Her neyse benim sorumu hatırlıyor musunuz?
   - “Hangisini ?” diye atıldı yine Nevin .
   - Şu bizim Seher ile ilgili olan mı?
   - Evet Nuray, Seher  bir erkekle çıkmak istiyor .
   - Herhalde izin verirdim.
   - Emin misin ?
  - Atıyor. Kızım sen Seher’in sokağa çıkmasına mı izin verdiğini sanıyorsun.
  - Tabiî ki değil Ayşe. Niye olmasın ? İyi, dürüst, güvenilir, biri olduktan sonra.
  - Haklısın. Yani tamda Selim gibi
  - Evet belki de öyle.
  - Ama bak Selim’le de olmadı ayrıldınız. Niye çünkü biz henüz on altı yaşındayız.
  - Madem öyle tekrar soruyorum. Neden çıkar bu kızlar?  Hem de  Ayşe’nin dediğin gibi daha on altı da?
  - Canım siz de işi yokuşa sürüyorsunuz. Herhalde hepsi Selim gibi salak değil. Kaç tane oluyor böyle çıkıp da evlenen?
  - Sahi kaç tane kızlar?
Nevin: “ İnşallah biz olacağız…”
- Nevin! Siz kim?
- Tabiî ki Ömer ile ben Lale abla.
- Anlaşıldı hepinizin hayalleri büyük.
- Ya inanamıyorum kızlar. İyi ki Selim’i  anlatacağım dedim. Lale ablaya.
- Tamam canım. Kızlar kesmeyin! Keserlerse bu sefer onları ben keseceğim sen devam et. Nerde kalmıştım? Galiba Selim’in salaklıklarından söz ediyordum.
 - Evet ya aklıma geldikçe delirecek gibi oluyorum. Neden oldu, nasıl oldu anlayamadım, ayrılmışız…
Ayşe: “ Üstelik bir de “kaldırım mühendisi ” ile çıkmaya başlamışsın”
- Ayşe sus !
   - Ne zaman çıktın?  Ne zaman ayrıldın ? Ne zaman  yeni biri ile çıkmaya başladın ?
Nevin: “ Bunların hepsi üç ayda olmuş Lale abla.”
- Susun kızlar ! Ben iyiden iyiye meraklandım şimdi.
   - Demiştim ya. Cumartesi buluştuk ve ardından birkaç kere daha. Sonra  bir gün bana:
“ Sen okuyacaksın bense üniversite sınavlarını bile kazanamadım, Köyde  yaşıyorum, inek bakıp, tarlada pirinç suluyorum. Sen bana ayak uyduramazsın” dedi.
- Haksız da sayılmaz. Derslerin bu şekilde devam ederse okulunun ve    üniversite öğrenimin bitmesine beş altı sene var.
   - Sen de Selim gibi konuşuyorsun. Niye olmasın ki?  Ben onu seviyorum.
   - Biliyorum seviyorsun. Ben onu sevmene bir şey demiyorum. Onu sevmen ayrı bir şey onunla çıkman ayrı şey.
   - Sevmeden nasıl biriyle çıkılır ki?
   - Tabi herhalde çıkılmaz. Ama onu seviyorsun diye illede birbirinizle çıkmanız gerekmiyor.
   - Lale abla, çıkmadan sevmem ne işe yarar ki?
   - Öncelikle karar verin. Çıktığınız için mi seviyorsunuz yoksa sevdiğiniz için mi çıkıyorsunuz? 
Ayşe: “ Kızım siz yandınız. Ben  bundan söyle hiçbir şeye karışmıyorum.”
 - Ayşe pes  ettikten sonra şansını fazla zorlama Nuray.
 - Kızlar sulandırmayın. Nuray seni dinliyorum. Peki sonra ne oldu?
İneklere bakmayacağına, pirinç sulamayacağına mı karar verdin?
 - Hayır ben değil beyefendi benim yerime karar verdi. Biz birbirimize ayak uyduramazmışız.
 - Anlaşılan çocuk sana ayak uyduramayacak ki işi yokuşa sürüyor. Yoksa
üniversite sınavlarına yine girerdi.
-   Ağzına sağlık Lale abla. Bende öyle dedim. Neymiş efendim bir kere
denemiş olmamış. Hem ailesinin onu okutacak maddi durumu da yokmuş.
- Sen bunu biliyor muydun?
- Durumlarının çok iyi olmadığını biliyordum. Ama burs Denen bir şey var.
   - Türkiye’de ekonomik kriz filan da yok. Üniversiteyi kazanan herkes burslu okuyor zaten…
    - Lale abla sen, Selim için mi çalışıyorsun? Yok anlayalım yani. Beni kendisinden soğutmak için para filan mı veriyor sana?
     - Hayır Nuray ! Elhamdülillah bu güne dek kimseden rüşvet almadım. Ama unutma aklın yolu birdir.
     - Aklın yolu bir ama yolun bazen alternatifleri de olabiliyor.
     - Mesela? 
     - ……
     - Alternatif bekliyorum.
     - Belki de Nuray veteriner olur. Selimlerin  köyde bir çiftlik kurarla, diye atıldı Nevin
     - Çok güzel ! bunu ben niye daha önce düşünemedim.
     - Aklın başından gitmiş de onun için. Aklın başına gelirse yeni alternatifler de üretebilirsin… Ama ne yapacaksın arkadaş senin mazeretin…
Lale saf saf : “ Mazereti neymiş? ”   
- Nuray aşık. Sen aşıksın arkadaş !!!
   - Ayşe lütfen arkadaşına saygılı ol. Bu mesele onun için çok önemli biliyorsun.
   - Özür dilerim Nuray.
   - Of  ya !! Nerde kaldığımı da unutturdunuz..
   - Hani sen veteriner olmaya karar vermiştin? 
          Hepsi birlikte  gülüştüler…
 - Sahi hatırladım. Bir gün  “İlk defa bir kız benimle köylü olduğumu bile bile küçümsemeden konuşuyor.” dedi.
Bende “ Biz de uzayda yaşamıyoruz . Hem de  bu bir kabahatmiş gibi konuşuyorsun” dedim. İnsan hiç köylü oluşundan utanır mı be Lale abla ?
- Utanı gülüm utanır. Burnu göklerde olan kızlar olduğu sürece utanır.
- Ama  benim söylediklerime inanmadı. Sen şimdi böyle konuşuyorsun. Bir iki
sene  sonra beni bırakırsın” dedi.
- Bence de  çocuk haklı. Bir iki sene sonra değil belki ama iç dört sene sonra
üniversite de olma şansını yakaladığında, şartların değiştiğin de onu harcarsın.
Aferin akıllı çocukmuş, senin hayatına meze olmak istememiş.
   - Hayır ! Hiç bile harcamam. Meze olmak çok ağır bir benzetme. Hem ben onu seviyorum. O, konuşabildiğim nadir insanlardandı.
  - Evet seni anlıyorum. Baştan beri söylüyorum, onu sevmen ayrı, onunla konuşuyor olman ayrı, onunla evlenmek istemen ayrı. Bunların hepsinin sebeplerinin sonuçlarının  değerlendirilmesi gerekli. Yarın tutsa dese ki “ ben evlenmek istiyorum, hem de bir iki ay içinde, okulu bırak annemler gelip istesin”
    - Annemler beni öldürür.
    - Ama unutma, çocuğu çok seviyorsun.  Çok iyi anlaşıyorsunuz. Hatta sen onun için veteriner  olmaya bile karar vermiştin. Oysa o evlenmekten bahsediyor
   - ……
   - Ben size demiştim. Lale ablayla bu konular konuşulmaz. Ağız tadıyla aşık olduğunuzu bile hayal ettirmiyor.
   - Ben senin hayallerine ne zaman ambargo koydum? Bir tane örnek ver ağzımı bile açmayacağım…
   - Zaten problem o. Sen hayalde, duyguda hür bakıyorsun ama davranışlarımızı denetlememizi istiyorsun. Onlarda tam tersi.
   - Onlar da kim ?
   - Kim olacak bizimkiler, sizinkiler aslında hepimiz.
   - şimdi kızlar çocuklara haksızlık etmeyin. Hepsi de kötü değil.
   - Tabi değil. Ömer ben okuyayım diye neredeyse kendini parçalayacak.
   - Galiba yavaş yavaş erkeklerimiz daha aklı başında davranıyor. Kızlar dağılmış…
   - Aslında pek de öyle değil. Dengede bile diyebiliriz. Murat’ı biliyorsun ondan önce Ahmet vardı ondan çektiğimi bir ben biliyorum bir Allah.
    - Anlayamadım Ayşe?
    - Sevginin sadece dokunmak olmadığını anlatmak için dökemediğim dil kalmadı.
         Lale gözlerini açmış pür dikkat dinliyordu Ayşe ‘ yi …
- Korkma ! Bir şey olmadı. Ben Allah’ı seviyorum ve O’nu üzecek bir şey
yapmam…
- Allah neden üzülsün ki ? dedi Nevin.
   - Peki  Allah’ın  sınırı ne?
   - Tabii ki nikah.
- O zaman hepimiz çıkmak yerine nikahlansak ya!
Ayşe : Ben onu da araştırdım.
   - Bizim için ufukta nikah görünmüyor.
   - Onun şartları da o kadar kolay yerine gelmiyor. Örneğin nikahın duyurulması  gerekli. İki şahit gerekli. Gerekli de gerekli….
    - Eee Ayşe hanım ciddi ciddi araştırmışsın.
    - Bilgi bilgidir. En önemlisi de tarafların denk olmasıymış.
    - Vallahi ben bir şey demiyorum.
    - Tamam Lale abla tamam. Aslında bunları senin bize öğretmen gerekirken biz sana fıkıh bilgisi veriyoruz.
    - Nuray ! Gün ola harman ola diye güzel bir söz var. Gelecek siz gençlerin unutmayın. Ve bu ömrü ziyan edecek şeylerden uzak durmak size mutlaka hayır getirecektir.
    - Belki de ilerde evleniriz.
    - Belki de evlenirsiniz. Hatta bir sürü de çocuklarınız da olur. Önemli olan o ana kadar yapacakların. Unutma ki hayat hala devam ediyor.
    - Selim olsa da olmasa da olur mu demek istiyorsun?
    - Ben bir şey demiyorum. Sahi “ kaldırım mühendisi” olan da vardı değil mi?
    - Ben onu tamamen unutmuşum…
    - Selim senin için çok önemliydi değil mi?
    - Önemli ama ayrılır ayrılmaz gittim başka birini buldum. Birde beni bıraktı diye çocuğa kızıyorum….
    - Bak  ben yine bir şey söylemedim.
   - Kızım Nuray sen gel vazgeç. Ben hiç Lale abla’ya bulaşmıyorum. Aldım ağzımın payını artık konuşmuyorum.
   - Ayşe haksızlık etme. Ben sana bir şey dedim mi?
   - Zaten problem de orda. Demiyorsun senin kararın deyip sorumluluğu bana bırakıyorsun. Çık işin içinden
   - Kızlar bu hamur çok su götürür ve benim uykum geldi. Hem yatsı namazının vakti de geçiyor. Hepiniz yatağınıza…
          --- Uyuyabilene aşk olsun!!!.....

 
Kayıtlı
merakiyidir
Administrator
Üye Bilgileri Üstad
*

Rep +23/-3
Çevrimiçi Çevrimiçi

Üye ID: 160

Kayit tarihi 05 Temmuz 2009, 06:13:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 6.254



Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #1 : 22 Temmuz 2010, 10:16: »

sevgili berru hürrem güzel bir konuydu ama biraz uzunduuuuuuuuuuuuuu... turkeydn

 elsglk ysglk tsktsk kirmizigul
Kayıtlı

berruhürrem
Üye Bilgileri Aktif Üye
**

Rep +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Üye ID: 3582

Kayit tarihi 08 Temmuz 2010, 10:17:

Nerden:
Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
Durumum:

« Yanıtla #2 : 22 Temmuz 2010, 10:21: »

gençlerde kısacık hayatlarımızı ele güne meze yapıp hayatlarını uzun ve çekimez gibi yaşıyorlarda ondan uzadı hikaye
Kayıtlı
BentSahra
Yönetici
Üye Bilgileri Kalfa
*

Rep +17/-26
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Üye ID: 10

Kayit tarihi 20 Mayıs 2009, 21:31:

Nerden: cooook uzaklardan
Mesaj Sayısı: 4.117


Çünki sır layık olandan başkasına verilmez


Üyelik Bilgileri Site
Durumum:

« Yanıtla #3 : 22 Temmuz 2010, 17:46: »

gençlerde kısacık hayatlarımızı ele güne meze yapıp hayatlarını uzun ve çekimez gibi yaşıyorlarda ondan uzadı hikaye

çok dogru canım tesekkürler allah razı olsun
Kayıtlı

<a href="http://s7.directupload.net/images/100810/qwbfpn2n.swf" target="_blank">http://s7.directupload.net/images/100810/qwbfpn2n.swf</a>

Seslenmek ne gerek bu zalim NAS'ı,Kime nasip etmiş o kendi gelir
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: